Irakta günlerdir bombalanan Samarra Ortadoğuda kurulan ilk Türk şehridir

Bağdat’ın 100 kilometre kuzeydoğusunda bulunan ve Amerikalılar tarafından günlerden bu yana bombalanan Samarra şehri, çoğumuz için uzak iklimlerdeki bir çölün ortasında var ile yok arası bir yerdir ama aslında gayet iyi bilmemiz ve hatırlamamız gereken bir beldedir.

Zira, İslamiyet’i kabul etmemizden sonra, Asya’dan Batı’ya doğru bundan 1100 yıl önce başladığımız büyük yürüyüşün ilk durağıdır, Ortadoğu’daki ilk Türk şehridir, Anadolu’nun Türkleşmesinden önceki ilk kalemizdir ve tarihimizde önemli bir hatırası vardır. İran, bugün UNESCO’ya başvurup Samarra’daki kültür varlıklarının koruma altına alınmasını istiyor, biz ise şehirde olup bitenleri televizyon haberlerinden ve umursamadan izlemekle yetiniyoruz.
Okumaya Devam! →

Galler Prensini biliriz, Darfur Prensinden ise haberimiz yoktur

 Sudan’ın batısında senelerden buyana kan ve gözyaşı dolu bir iç savaşa sahne olan Darfur, Başbakan Tayyip Erdoğan sayesinde hafta içerisinde Türkiye’nin gündemine girdi ve birçok kişi Başbakan’ın Darfur’a gitmesini “gereksiz” buldu.

Tayyip Erdoğan’ın, danışmanlarının yahut Darfur ziyaretini eleştirenlerin Darfur hakkında bilgi sahibi olup olmadıklarından haberdar değilim ama, biz şimdi çoğumuzun pek hatırlamadığı Darfur’a eskiden gayet áşina idik, hattá Darfur meselesiyle son defa tam tamına 90 sene önce, 1916 Mart’ında meşgul olmuş ve bölgeye bayrak ve siláh bile göndermiştik. Üstelik, “Darfur Pensi” unvanını taşıyan son kişinin Türkiye ile yakın bir ilişkisi vardı, bir Türk prensesiyle, son padişah Sultan Vahideddin’in torunu Neslişah Sultan ile evliydi ve hayatını 1979′da İstanbul’da noktalamıştı. Okumaya Devam! →

Film şarkısını hicret ilâhisi zannediyoruz

Hafta başında muhtıranın asıl muhatabının Türkiye’deki Nakşibendi hareket olduğunu yazmış, İslami davranış biçimlerinin Türkiye’de son senelerde giderek değiştiğini, dini hayatla birarada yürüyen yerel âdetlerin Türk ve Anadolu kimliğinden uzaklaşarak Araplaştığını söylemiştim. Okumaya Devam! →

Askerin siyasete yerleşmesi 31 Mart isyanıyla başladı

İstanbul’da, 1909′un 13 Nisan’ında patlayan ve tarihlere “31 Mart isyanı” diye geçen ayaklanma, Türkiye’nin siyasi ve sosyal yapısında çok önemli değişiklikler yarattı. İsyanı bastıran Hareket Ordusu ile beraber İstanbul’a gelenler, daha sonra Türkiye’nin kaderinde çok önemli roller aldılar. Bugünün CHP’si ile de, 31 Mart’tan sonra güçlenen İttihad ve Terakki Partisi arasında çok yakın bir ilişki vardır..

  Okumaya Devam! →

Albert Einstein Türkiyeye iş başvusurunda bulunmuştu

Cumhuriyet’in 83. yıldönümünü sadece kadınlara mahsus parkları, tarikat mensuplarının cüppelerini yahut kadın eli sıkmanın günah olup olmadığını tartışarak kutluyoruz.

İşte, Cumhuriyet rejiminin henüz on yaşında olduğu günlerdeki Türkiye ile 83 yaşındaki Cumhuriyet Türkiyesi’nin farkı: Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük dáhilerinden olan Alman fizikçi Albert Einstein, 17 Eylül 1933′te Ankara’ya, başbakanlığa gönderdiği ve “Sadık hizmetkárınız olmaktan şeref duyuyorum” sözlerinin yeraldığı mektubunda, Hitler’in iktidara gelmesinden sonra Almanya’da çalışmalarına imkán kalmayan değişik meslek gruplarından 40 bilim adamı için, Türkiye’den iş talebinde bulunuyor. Einstein’ın ricası Atatürk tarafından kabul edilmiş ve bu bilim adamlarının tamamı Türkiye’ye gelerek Üniversite Reformu’nda görev almışlardı. Okumaya Devam! →

Millî mutabakat mı, milletçe intibak mı?

Altmışlı yılların başlarındaki en büyük tartışma Türkiye’nin dış ticaret açığını kapatmak, bütçesini denkleştirmek ve ekonomik hayatını başka ülkelerin gölgesinde sürdürmekten kurtarmak için öncelikle sanayii ürünleri imalatına mı yoksa turizme mi yatırım yapılması gerektiği üzerinde yürütülen tartışmaydı. Okumaya Devam! →

Kadınların Örtünmesi Demokratik Bir Hak Değildir!

Örtünmek demokratik hakkımdır diyenler, bu talepler karşısında ayranı bedava içmediklerini ileri sürerek bir meşruiyyet elde etmeye gayret ediyorlar. Barın sahibi:’Yağma yok’ diye cevap veriyor örtülü demokratiklere, “viski içenler de paralarını paşa paşa ödemektedirler. Üstelik viski ayrandan daha pahalı. Okumaya Devam! →

Homogenization / Standardization

Düşündüğünü ifade ederken kelimelerin seçimi siyaset alanında çok önemli. Türkiye’de uzun zaman yapılacak olan şeye ayrı ayrı adlar vererek, yahut olup bitmiş olan şeyi başka başka isimlerle söyleyerek farklı siyasi yollar işaret edilmiştir. Okumaya Devam! →

Cumhuriyetin Demokrat Çocuğu

 Çetecilerin, komitacıların gayri nizamî direnişleriyle başlayıp, İttihat ve Terakki artıklarının filizlendirdiği bir gelişme gösterdikten sonra, emirleri Ankara’dan alan düzenli ordunun girişimiyle yürütülen İstiklâl Harbimiz sosyal karakteri itibariyle Anadolu ve Rumeli eşraf ve mütegalibesinin desteğiyle başarıya ulaşmış bir hareket miydi? Okumaya Devam! →

Tanıdığım Bülent Ecevit

Biz Türkler, Bülent Ecevit gibi tarihe mal olan bir kişiliğimizi unutma lüksüne sahip değiliz

Bülent Ecevit 1957 yasama döneminden beri TBMM üyesiydi. 1961 döneminde genç bakanlardandı. Çalışma Bakanlığı döneminde hazırlanan kanunların mükemmelliğini iş hukukçusu arkadaşlarım söylerler.
Gerek o dönemde gerek Kıbrıs çıkarması sırasında ebedi muhalifi olan Coşkun Kırca gibi bir hukuk dehasıyla birlikte çalışmakta hiç tereddüt etmemiştir. Bu Tanzimat dönemi devlet adamlarında da görülen bir özelliktir. Bu niteliğin kendisinden sonraki devlet adamlarında da devamını isteriz.
Okumaya Devam! →