Posts under ‘Yazarlar’

Din ve devlet

Dünyada hiçbir doğru dürüst devlet yoktur ki dini kontrol etmesin. Bunun demokratik gelişmemişlik düzeyiyle de ilgisi yoktur. Büyük dinlerin yapısı ve ananesi böyledir

9 Ekim Pazartesi günü öğle vakti Kırıkkale Üniversitesi’nin akademik yıl açılış dersi için Rektör Prof. Dr. Ahmet Murat Çakmak tarafından davet edilme onuruna eriştim. Akademik yılın açılış dersleri genelde 20-25 dakikayı geçemez. Ben [...]

Değişen Moskova

Moskova her gidişte değişen bir şehir ve bu değişiklikte yükselen Türk sermayesi önemli bir rol oynuyor
Rusya’da ne değişiyor? Birtakım rakamlara bakarsak Rusya petrol satan ve sarsıntıyı atlatan bir ülke. Yerel olaylara bakarsanız taşrada hâlâ fakirlikten ileri gelen asayiş bozukluğu ve bütün Rusya’da ilgi çeken gençlik grupları ortaya çıkıyor. Rus dazlakları Hitlerin Nazi bayrağının ortasına aynı [...]

Barajlar ve çevre tahribatı

Artık baraj yoluyla pahalı ve geçici elektrik elde etme çılgınlığından vazgeçmeli; daha ciddi, etkili, uzun ömürlü üretim sağlayacak ve güzellikleri gömmeyecek kaynakları yaratma konusunda düşünmeliyiz
1950′lerin Türkiye’sini hatırlayan bizim kuşağın “baraj” diye bildikleri Ankara’nın suyunu sağlayan Çubuk Barajı’ydı ve biriken su artık yetmemeye başlamıştı. Ülkenin elektrik ihtiyacını temin edecek kaynaklar sınırlıydı. Kontrol altına alınması gereken, dahası [...]

Kimlik Sorununun Türkiyede Tarihi, Sosyal ve İdeolojik Gelişimi

Kimlik, eski terimi ile hüvviyet milli devlet (national state) in ortaya çıkması ile güncel bir önem kazanmıştır. Bu kimlik en yeni olduğu kadar şüphesiz ki en çok tartışma yaratmaktadır. Her ülkenin kavim, millet, sosyal sınıf, tarihi-sosyal ve kültürel yapısına göre şekil ve yapı özellikleri gösteren kimlik meselesi Türkiye için diğer ülkelere kıyasla çok farklı özellikler [...]

Sivil toplum mu, devletin ideolojik aygıtı mı tartışmasına son bir katkı

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin bir sivil toplum örgütü mü, yoksa Devletin İdeolojik Aygıtlarından biri mi olduğu konusundaki yazıma ilişkin, değişik yorumlar yapıldı. Bu yorumların içinde en ‘edeb dışı’ olanı, ne yazık ki, bir Üniversitede profesör titri taşıyan birinden geldi…

Kuva-yı Milliye den Hakimiyet-i Milliye ye

Büyük Millet Meclisi’nin açılışından (23 Nisan 1920) Cumhuriyet’in ilan edilişine, oradan da Takrir-i Sükun Kanunu’nun çıkarıldığı 1925 yılına kadar, Türkiye, her şeye rağmen, demokratik bir cumhuriyettir.

Sol ve Demokrasi

Robespierre’den Marksizme
Montesquieu’nün Kanunların Ruhu ile attığı düşünsel temeller üzerinde, olağan demokratik rejimlerde siyaset hukukun üstünlüğüne tâbidir. Buna karşılık iki tür rejim : (a) proletarya diktatörlüğü teorisi ve pratiği; (b) İtalyan Faşizmi ve Alman Nazizmi (biraz genişletirsek, her çeşit “millî-devrimci diktatörlük”), hukuku belirtik biçimde siyasete tâbi kılar.

Siyasal iyimserlik, kültürel kötümserlik

Bir eleştiri aldım, yakın bir arkadaşımdan. “Karamsarlığın yazılarını ‘zevkle’ okumayı dışlıyor. Ben senin kadar karamsar değilim; zaten sen de karamsar değilsin de, faşizm üzerine yazdıkların uyarıcıdan öte korkutucu. Türkiye’de de, özlediğimiz karşılaştırmalı, geniş açılı bakışa yaklaşımlar oluyor zaman zaman. Kürt deyince İrlanda ya da Bask örnekleri konuşuluyor artık. Başka yerlerde benzer sorunlar olabileceği, bunların çeşitli [...]

Liberallik, demokratlık ve Türkiye

Türkiye’de çok-partili parlamenter demokrasiye geçişten bugüne hem siyasal yaşam içinde, hem devlet-toplum/birey ilişkilerinin düzenlenmesinde, hem de günlük yaşam içinde ciddi bir ikilem yaşıyoruz.

Kürt Sorunuyla Yüzleşmek

Türkiye, çok riskli ve önemli kararların doğru alınmasının gerektiği bir dönemden geçiyor. İçinden geçtiğimiz dönem, dünya siyasetindeki dengelerin Irak savaşıyla birlikte ciddi anlamda değiştiği bir dönem. Böyle bir dünya içinde de, Türkiye kendi iç istikrarı, iç barış, huzur ve iç güvenliğiyle ilgili çok ciddi bir terör sorunu yaşıyor. Türkiye, PKK terörüyle mücadele etmek bu mücadelede [...]