<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YazBoz.org, Türkiye Güncesi &#187; Engin Ardıç</title>
	<atom:link href="http://www.yazboz.org/category/yazarlar/engin-ardic/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazboz.org</link>
	<description>Türkiye, Tarih, Kültür</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Oct 2009 06:55:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Şeriat gelmez</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/seriat-gelmez/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/seriat-gelmez/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:41:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden Türkiye’de zengin çocuğu, paşa torunu, toprak ağası komünistler vardı&#8230;
Hayatında bir tek fabrikanın kapısından girmemiş olan da vardı içlerinde, bir tek masa başı işinde bile doğru dürüst çalışmamış, hiçbir baltaya sap olamamış, eli ekmek tutmayan da&#8230;
Celal Bayar’ın tatlı tatlı saçmaladığı gibi “o kış Türkiye’ye komünizm gelseydi” bunların nereye kaçacaklarını hep merak ederdim.
Örneğin bugün yabancı sermayeye, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazboz.org/search.php?query=&amp;topic=15"></a>Eskiden Türkiye’de zengin çocuğu, paşa torunu, toprak ağası komünistler vardı&#8230;</p>
<p>Hayatında bir tek fabrikanın kapısından girmemiş olan da vardı içlerinde, bir tek masa başı işinde bile doğru dürüst çalışmamış, hiçbir baltaya sap olamamış, eli ekmek tutmayan da&#8230;<span id="more-73"></span></p>
<p>Celal Bayar’ın tatlı tatlı saçmaladığı gibi “o kış Türkiye’ye komünizm gelseydi” bunların nereye kaçacaklarını hep merak ederdim.</p>
<p>Örneğin bugün yabancı sermayeye, döviz büfelerine atıp tutanların, banka hesaplarına el konulduğu zaman nasıl yaygarayı basacaklarını hep merak ettiğim gibi.</p>
<p>“Borsa düşsün, bize ne” diyenlerin, patronlarının şirketleri gümlediği, maaşları “düyuna kaldığı” zaman ne yiyip ne içeceklerini de düşünürüm.</p>
<p>“Dolar yasaklansın” diye ahkâm kesen, dolarlarını karaborsacıya mı satacaktır yoksa yurtdışına mı kaçıracaktır, vallahi kafamı kurcalar.</p>
<p>Örneğin, kurtuluşlarını ancak muhayyel bir darbede gören basın alçakları, yazıişlerine gelip tepelerine oturacak başçavuş “arkadaşım, bu yazı olmamış, yeniden yaz” dediği zaman kime küfür edeceklerdir, bana mı, makus talihlerine mi, ne yapayım, ilgimi çekiyor&#8230;</p>
<p>Bir yandan Türkiye’ye bürokrasi diktasının gelmesini özlerken, bir yandan da “şeriat gelecek” diye ödleri patlıyor. Kimilerine sorarsanız, geldi bile! İçlerinde, Anıtkabir’de kendi yerlere atıp “Ahmet Necdet Sezer’i isterim” diye bağırarak sinir krizleri geçiren zavallı histerik kadıncağızlar da var.</p>
<p>Korkmasınlar, gelmeyecektir.</p>
<p>Gelmeyecektir, çünkü savaş, köylünün iktidara gelmesi değil, köylünün sınıf değiştirmesi savaşıdır.</p>
<p>Bu değişimde yalnızca “iktidar olanaklarını kullanmak istiyorlar”, hepsi bu. Hani daha önce hep “sizinkilerin” kullandıkları gibi!</p>
<p>Bürokrasi kuyrukçuları, her ne kadar anlar geçinseler de ekonomi biliminin de sosyoloji biliminin de uzağından bile geçmediklerinden, kavganın sınıf kavgası olduğunu göremiyorlar.</p>
<p>Köylü kabuğunu kırmış, şehirli olmaya, burjuva sırasına girmeye çabalamaktadır. Yeni bir burjuva sınıfı hele şükür doğmaktadır. Bu oluşumda bürokrasi ezilmeyecek, yalnızca yerli yerine oturacaktır. Korkmayınız.</p>
<p>Bu bir devrimdir. Alın size mis gibi, bal gibi halk devrimi! Halktan nefret ederek halkçı geçinenlerin sosyalist devrimine hiç benzemiyor ama ne yapalım, idare edin.</p>
<p>Bu devrimin öncüleri, çıkarlarını da Batı’da görmektedirler ve kendi kalelerine kolay kolay gol atmazlar. O hata, nisan ayından ağustos ayına kadar saçmalayan Ankara seçkinlerine mahsustur!</p>
<p>Batı’dan kopmak, Batı’ya sırt çevirmek, dünyadan tecrit olmak, yapayalnız kalmak memurların ve basın çemişlerinin çok işine gelir ama dincilerin gelmez!&#8230;</p>
<p>“Ilımlı İslam” modelindeki “ılımlı” sıfatını bile unutuyor bizim arkadaşlar&#8230;</p>
<p>Korkmayınız, laikliğin güvencesi, üç beş basın serserisi ya da arslanlar gibi bürokrasi değil, cebi para görmüş, yurt dışına çıkmış, yaşamayı öğrenmiş Müslümanlar’dır. Sayıları arttıkça Türkiye de rahatlayacaktır.</p>
<p>Çünkü, halkın özlediği özgürlük ve refah, Batı’nın bugün ulaştığı insan hakları ve demokrasi düzeyiyle çakışmaktadır, örtüşmektedir.</p>
<p>Halkı sürekli aşağılarsak, halkın bizden çok daha sağduyulu olduğunu da göremeyiz bu hususta.</p>
<p>Solcu geçinen Türk aydınları demokrasi ve özgürlük tantanası yapa yapa bürokrasi diktasına çanak tutacak kadar ahmaktırlar ama Türk şeriatçıları Türkiye’ye şeriatı getirecek kadar kafasız değillerdir.</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
10/09/2007</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.karakutu.com/">www.karakutu.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/seriat-gelmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahmetli Babam mı Kurdu?</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/rahmetli-babam-mi-kurdu/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/rahmetli-babam-mi-kurdu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:40:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[Siz Abdullah Gül’ü tartışın, biz de sizi tartışalım. Memlekette aslında demokrasi falan olmadığını, örneğin AKP’nin Erdoğan tarafından diktayla yönetildiğini söylüyorsunuz; herkes, hatta onu istemeyenler bile elini kaldırıp Gül’ün cumhurbaşkanlığını onaylayacakmış, çünkü herkes emir kuluymuş.
Daha lafın başında cumhurbaşkanı seçiminin gizli oyla yapıldığını unutursanız, sizinle neyi nasıl tartışacağız be kardeşim?
İsteyene “başkaldırma özgürlüğü” var yani&#8230;
Hükümetten gelen her önerinin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siz Abdullah Gül’ü tartışın, biz de sizi tartışalım. Memlekette aslında demokrasi falan olmadığını, örneğin AKP’nin Erdoğan tarafından diktayla yönetildiğini söylüyorsunuz; herkes, hatta onu istemeyenler bile elini kaldırıp Gül’ün cumhurbaşkanlığını onaylayacakmış, çünkü herkes emir kuluymuş.<span id="more-71"></span></p>
<p>Daha lafın başında cumhurbaşkanı seçiminin gizli oyla yapıldığını unutursanız, sizinle neyi nasıl tartışacağız be kardeşim?</p>
<p>İsteyene “başkaldırma özgürlüğü” var yani&#8230;</p>
<p>Hükümetten gelen her önerinin, genel başkan tarafından seçilmiş vekillerin topluca el kaldırması sonucunda yıldırım hızıyla yasalaştığını söylüyorsunuz&#8230;</p>
<p>İktidar partisini suçluyorsunuz, arada Deniz Baykal’a dokunduruyorsunuz. Devlet Bahçeli’ye bulaşmak sıkmıyor, aman aman, neme lazım&#8230;</p>
<p>Bu “düzeni dizayn” eden 12 Eylül yönetimini hatırlıyor musunuz?</p>
<p>Kenan Evren şu anda yağlıboya resimlerini Marmaris evinde mi yapmalıydı, yoksa Datça damında mı, bunu hiç tartıştınız mı?</p>
<p>Haydar Saltık diye bir adam hatırlar mısınız, hiç merak ettiniz mi, nerededir ne yapar?</p>
<p>Hayır. Senaristi değil, oyuncuları suçlamaktır kolayınıza gelen.</p>
<p>Cumhurbaşkanına olağanüstü yetkileri kim verdi? Kim gizlice, adı konulmamış bir “yarı başkanlık” sistemi kurdu? Babam mı? Ahmet Necdet Sezer bu yetkileri kullanınca milli kahraman, Abdullah Gül’ün kullanma tehlikesi belirince Abdülhamid!</p>
<p>Yasama ile yürütmeyi kim birbirine bu kadar sıkıca bağlayıp, yargıyı da onun boyunduruğuna sıkıştırdı, kim?</p>
<p>Bunu çözelim, kuvvetler ayrılığı ilkesine geçelim, bunun da temeli başkanlık sistemidir dedik, kıyametleri koparmadınız mı?</p>
<p>Seçim kanununu ve siyasi partiler kanununu beğenmiyorsunuz, Tayyip Erdoğan’ı, eline geçirmiş olduğu bu gücü reddetmemekle, eskiye dönmemekle suçluyorsunuz&#8230; Tayyip Erdoğan enayi mi?</p>
<p>Niçin suyun başına gidip bu son derece yanlış ve sakat sistemi sorgulamıyorsunuz da, uygulamayla uğraşıyorsunuz? Ayrıca, “sizinki” iktidara gelse ve o da aynı şekilde davransa sesiniz gene çıkacak mı?</p>
<p>Utanmadan bir yandan “denetim ve denge” isteyeceksiniz, sonra o denetimin baskı altında kalıp sizin istediğiniz yönde eğilip bükülmesine ses çıkarmayacaksınız&#8230; Örneğin Anayasa Mahkemesi tarafsız bir denetim unsuru olacak ama gerek gördüğünüz zaman azıcık da etki altına alınabilecek!</p>
<p>Oligarşi egemenliğinin sürmesi için çizilmiş çerçeveye bugüne kadar ses yok, akıllar başlara şimdi geliyor&#8230; KURDUĞUNUZ KAPANIN GÜNÜN BİRİNDE BAŞKA BİR AVCININ ELİNE GEÇEBİLECEĞİNİ NİÇİN DÜŞÜNMEDİNİZ?</p>
<p>İsmet Paşa da böyle yapmıştı işte, siyasi ve hukuki düzenin altyapısını da üstyapısını da hiç değiştirmeden, olduğu gibi bırakıp iktidarı devretmiş, kendi diktasının yerini başka bir diktanın alabilmesine kapı açmış, sonra pabucun pahalı olduğunu görünce de darbe kışkırtmaya koyulmuştu&#8230;</p>
<p>Sizin de bugün yaptığınız gibi.</p>
<p>“Rüzgâr eken fırtına biçer” gibi tehditlerle.</p>
<p>Aman dikkat edin, özlediğiniz fırtınada sizin de çatınız uçmasın.</p>
<p>Eskiden hep öyle olurdu da, hatırlatayım dedim.</p>
<p>Biz, 13 Mart 1971 sabahı “ordu kötü gidişe dur dedi, Atatürkçü reformlar yapılacak” yazanları da biliriz.</p>
<p>En önce onları toplamışlardı!&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
16/08/2007</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/rahmetli-babam-mi-kurdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mandrake</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/mandrake/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/mandrake/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:38:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Başka derdimiz yokmuş gibi, bir de kılık kıyafet tartışması çıkardılar. Yok efendim, sözünü ettiğim “şapka kanununu tartışmak” falan değil. Mecliste CHP ve MHP üyesi başkanvekili hanımlar ne giyecekler, onun tartışması. Düzgün giyinirlerse Ankara’da sular şarıl şarıl akmaya başlayacak.
Hayır, bu “meb’use melbusatı”, Merve Kavakçı’nın türban meselesi gibi de değil. Hanımların ikisi de Kemalist, orada bir arıza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazboz.org/search.php?query=&amp;topic=15"></a>Başka derdimiz yokmuş gibi, bir de kılık kıyafet tartışması çıkardılar. Yok efendim, sözünü ettiğim “şapka kanununu tartışmak” falan değil. Mecliste CHP ve MHP üyesi başkanvekili hanımlar ne giyecekler, onun tartışması. Düzgün giyinirlerse Ankara’da sular şarıl şarıl akmaya başlayacak.<span id="more-68"></span></p>
<p>Hayır, bu “meb’use melbusatı”, Merve Kavakçı’nın türban meselesi gibi de değil. Hanımların ikisi de Kemalist, orada bir arıza yok.</p>
<p>Arıza, içtüzükten kaynaklanıyor&#8230; muş. Meclis tüzüğünde başkanvekillerinin frak giymeleri gerektiği belirtilmiş&#8230; miş. Öyle denildi (oysa yalan)&#8230; Tıpkı meclis başkanının, tıpkı cumhuriyet bayramında cumhurbaşkanının giysileri, tıpkı genel kurulda pusula getirip götüren görevlilerin zincirli köstekli kostümleri gibi bu da kayıda kuyuda bağlanmış. Hayır.</p>
<p>Eh, kadın başkanvekilleri frak giyerlerse Güner Kuban gibi duracaklarından, ne giysinler?</p>
<p>“İçtüzük ayet-i kerime değil ya canım, döpiyes giyerler, olur biter” denildi.</p>
<p>Ben de hemen açtım içtüzüğe baktım, başkanvekillerine frak mrak yok! Yalnızca başkanın “beyaz kelebek kravat ve siyah yelek üzerine siyah frak giyeceği” yazılı (kravat giyilmez, takılır, kim kaleme alıyor bu tüzükleri yahu?)&#8230; Madde 56&#8230;</p>
<p>Diğer bütün meclis üyeleri, hatta bakanlar için bile “ceket ve kravat” zorunluluğu var, “bayanlar tayyör giyerler” diye de belirtilmiş, o kadar. (“Kadınlar” demek ayıp kaçacak diye düşünülmüş, “hanımlar” desen Osmanlı kokacak, şehirlerarası otobüs yazıhanelerinin köylü ağzı kullanılmış.)</p>
<p>Yani, hangi işgüzar bu tartışmayı çıkardıysa, içtüzüğü okumadan çıkarmış!</p>
<p>Ama hiçkimse asıl tartışmaya girmek istemiyor:</p>
<p>Niçin Türkiye Büyük Millet Meclisi, yatılı kız mektebi talimnamesi gibi kurallarla “kıyafet zapt-u raptı” altına sokulmaktadır?</p>
<p>Balıkçı kazakla içeri girmek meclise hakaret mi olur? Kadın milletvekilleri pantalon giyerlerse ahlaka mı aykırıdır?</p>
<p>Eski başbakanlardan Tansu Çiller “orası burası görünmesin de abazanlar bayram yapmasınlar” diye pantalon ve üstüne sımsıkı kapalı ceket giyerdi, başbakanın bacaklarına bakılması fevkalade yakışıksız olacaktı&#8230; (Angela Merkel de öyle giyiniyor ama onun kilo ve selülit sorunu var.)</p>
<p>Hem başbakan hem de milletvekiliydi&#8230; Nasıl girebiliyordu genel kurul salonuna?</p>
<p>Haa, demek ki olabiliyordu. Demek ki, dinci kadına işleyen güç, “ılımlı sağcı” kadına işlemiyordu. Merve Kavakçı’ya yapılanların hiçbiri Tansu Çiller’e yapılmadı.</p>
<p>Peki niçin frak giyiliyor? Ankara, 1840 yılının Paris şehri midir?</p>
<p>Peki şimdi Köksal Toptan kendine 1835 modası, kollarının vatkası çok abartılı ve yelken yaka bir frak diktirse, Jane Austen’ın romanlarından yapılmış film uyarlamalarında gördüğünüz Mr. Darcy, Mr. Bingley falan gibi, bu kabul görecek midir yoksa frak çizgilerinin tarih boyunca geçirdiği değişim ve günümüzün frak modasının incelikleri izlenmekte midir?</p>
<p>Resmi törenlerde silindir şapka niçin korunmaktadır? Türkiye’nin cumhurbaşkanı, 1860 yılında mı yaşamaktadır?</p>
<p>Silindir şapkanın ölçüsü ne olacaktır, 1830’larda olduğu gibi parlak saten ama çeşitli renklerde kaplama mı, 1870 yılında olduğu gibi aşırı uzun, Fransa’da o zamanlar halk arasında “soba borusu” (tuyau de poele) tabir edilen türde mi? Neden biri ya da öteki? Günümüzde neyse o, denilecektir. Günümüzde silindir şapka var mıdır ki en son moda yakalanıp uygulansın?</p>
<p>Yoksa bu “arkaizm” Atatürk öyle giyinmiş olduğu için mi bugün de aynen korunuyor?</p>
<p>Cevdet Sunay da, büyük kurtarıcıdan aldığı ilhamla avcı ceket ve golf pantalon giyerdi, altmışlı yılların sonlarında, bir elini de ceketin yakasından içeri sokardı. Bunu “Atatürk Gazi Orman Çiftliği’nde” adlı fotoğrafta görmüş, çok beğenmiş, alıp uygulamıştı.</p>
<p>Onu bilmem ama, Kenan Evren’i silindir şapka ve frakla ilk gördüğümde şaşırmıştım: Bana ünlü sihirbaz Mandrake’yi hatırlatmıştı.</p>
<p>Zati Sungur demedik, alaturka kaçacak, Mandrake olsun ki çağdaş uygarlık düzeyine ters düşmeyelim.</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
13/08/2007</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.karakutu.com/">www.karakutu.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/mandrake/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makbule Atatürk</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/makbule-ataturk/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/makbule-ataturk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:37:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk’ün bir üvey babası ve üvey kardeşleri olduğunu yazdığım zaman kıyametler kopmuştu&#8230;
Tepkiler küfür düzeyinde kaldılar (yaşlı bir kurt bana “sapık” dedi), kimse başka hiçbir şey yapamadı, çünkü yazdığım gerçekti.

Bu son derece basit, önemsiz, sıradan gerçek, Atatürk’ü “gökten inmiş bir uzaylı” gibi görmek ve göstermek isteyenleri çok sıkıntıya sokuyordu&#8230;
Dahasını da söyleyeyim&#8230; Atatürk’ün, çok küçük yaşta ölmüş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazboz.org/search.php?query=&amp;topic=15"></a>Atatürk’ün bir üvey babası ve üvey kardeşleri olduğunu yazdığım zaman kıyametler kopmuştu&#8230;</p>
<p>Tepkiler küfür düzeyinde kaldılar (yaşlı bir kurt bana “sapık” dedi), kimse başka hiçbir şey yapamadı, çünkü yazdığım gerçekti.<br />
<span id="more-66"></span><br />
Bu son derece basit, önemsiz, sıradan gerçek, Atatürk’ü “gökten inmiş bir uzaylı” gibi görmek ve göstermek isteyenleri çok sıkıntıya sokuyordu&#8230;</p>
<p>Dahasını da söyleyeyim&#8230; Atatürk’ün, çok küçük yaşta ölmüş üç kardeşi, üç öz kardeşi daha vardır: Bir ablası, Fatma, iki de ağabeyi, Ömer ve Ahmet!&#8230; Fatma veremden, diğerleri su çiçeğinden ölmüşler.</p>
<p>Tepkiler hem “putlaştırma” gerçeğini doğruladılar, hem de “yüzde 46.6 olayını” açıkladılar.</p>
<p>Atatürkçü geçinen bazı ahmaklar bu kafada gittikleri sürece, o yüzde var ya o yüzde&#8230; Seksene de çıkar.</p>
<p>Bugünlerde bir Latife Hanım tartışmasıdır gidiyor, aykırı adamım ya, benim de aklıma hanımlardan Makbule Hanım geldi.</p>
<p>Hani şu, Atatürk’ün, çocukluğunda çiftlikte birlikte kargaları kovaladığı kızkardeşi&#8230; Atatürk’ten altı yaş küçük.</p>
<p>Makbule Hanım, tarihten silinmek, unutturulmak istenmiş bir hanımdır. (Dan Brown okuyucuları, Mecdelli Meryem’i hatırlayınız!)</p>
<p>Çünkü Büyük Kurtarıcı’nın “sıradan ölümlüler gibi bir kızkardeşinin olması” fikri, faşistleri rahatsız ediyordu&#8230; Üstelik Makbule Hanım, 1930 yılında ağabeyinin, kimine göre emirleri, kimine göre telkinleri sonucu Serbest Fırka’ya girmişti, bu da ayrı bir rahatsızlık nedeniydi&#8230;</p>
<p>Makbule Hanım, 1934 yılında “Atadan” soyadını aldı. Akla yakın ve doğal olan, onun da Atatürk soyadını alması değil miydi? Kızkardeşiydi yahu, öz be öz, ana bir baba bir kızkardeşi!</p>
<p>Fakat hayır, hiçkimse, öz kızkardeşi bile onunla aynı soyadını alamazdı, onun yüceliğine ortak olamazdı&#8230;</p>
<p>Peki, Atatürk Latife Hanım’dan soyadı kanunundan dokuz yıl önce boşanmamış olsaydı, Atatürk’ü kıskıvrak çembere almış, onun adına olmadık dümenleri çeviren faşistler ne halt edeceklerdi?</p>
<p>Aynı gerekçeyle, Atatürk’ün nikâhlı eşine de “aynı olmayan ama çağrıştıran bir soyadı” mı uyduracaklardı?</p>
<p>“Atanınki” falan gibi?&#8230; Ya da, Latife Uşaklıgil Ataeş&#8230; Latife Uşşakizade Atayarısı&#8230;</p>
<p>1934 yılında Zübeyde Hanım hayatta olsaydı ona ne diyeceklerdi, “Ataana” falan mı?</p>
<p>Ayrıca Makbule Hanım niçin “Atadan” oluyormuş? Soyadının, ille değişik olması gerekiyorsa, “Alirızadan” olması daha akla yakın değil midir?</p>
<p>Neyse ki hemen ertesi yıl Makbule Hanım, Mecdi Boysan’la evlendi ve Makbule Boysan oldu, konu kapanıverdi.</p>
<p>Benim aklıma takılan bir başka mesele daha var&#8230;</p>
<p>Atatürk’ün Latife Hanım’dan bir oğlu olsaydı, Recep Peker ve İsmet İnönü, Türk faşizminin bu iki mümtaz şahsiyeti ne yapacaklardı?</p>
<p>Atatürk’ün muhayyel oğluna Ahmet, Mehmet gibi bir isim yakıştıramıyorum. Ben olsam “Bozkurt” koyardım.</p>
<p>Bozkurt Atatürk!</p>
<p>Ama olamazdı değil mi, kızkardeşi taşıyamadığı gibi, Atatürk’ün öz oğlu da bu soyadına layık görülemezdi. Sonra, neme lazım, “hanedanlık manedanlık” çıkardı. (Ama Erdal İnönü, İsmet İnönü “postuna” geçebiliyor, orada bir sakınca yok.)</p>
<p>O zaman&#8230; Atasoy mesela!&#8230; Mustafa Kemal Atatürk’ün oğlu Ertürk Bozkurt Atasoy!</p>
<p>Eh, soyadı “kanunla verilirse” böyle olur. 1934 yılında birbirine dargın olan kardeşlerin de apayrı soyadları “aldıkları” görülmemiş midir? Rahmetli büyükbabam Ergün soyadını istemiş, nüfus memuru “o alındı” deyince sinirlenmiş, “peki o zaman sırada ne varsa ver gitsin” demiş, sırada da Ardıç varmış&#8230; Büyükbabam nüfus dairesine belki de bir saat önce gitmiş olsa, bu yazıyı Engin Ergün imzasıyla okuyacaktınız!</p>
<p>Yani bendeniz öyle “Ardıçîzadelerden” falan değilim.</p>
<p>Ayrıca ne yapayım, büyük yazarlar hükümetle cumhurbaşkanıyla uğraşıyorlar, bendeniz küçük yazar olduğum için kafamı buna benzer konulara takıyorum.</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
18/08/2007</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.karakutu.com/">www.karakutu.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/makbule-ataturk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölünsün anasını satayım</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/bolunsun-anasini-satayim-2/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/bolunsun-anasini-satayim-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Belçika’dan sözediyorum, siz ne sanmıştınız? Belçika, 1831 yılında icat edilmiş yapay bir devlettir. Bir tampon devlettir. Amaç, Fransa’nın bir daha Hollanda ve Almanya’ya saldırmasını önlemekti. Belçika’yı icat eden devlet de İngiltere olmuştu.
Daha sonra Almanya’nın bu kez batıya saldırmasını önleyeceği sanıldı ama Almanlar iki kere, hem 1914 yılında hem 1939 yılında bunu iplemediler, Belçika’yı ezip geçtiler.
Almanya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazboz.org/search.php?query=&amp;topic=15"></a>Belçika’dan sözediyorum, siz ne sanmıştınız? Belçika, 1831 yılında icat edilmiş yapay bir devlettir. Bir tampon devlettir. Amaç, Fransa’nın bir daha Hollanda ve Almanya’ya saldırmasını önlemekti. Belçika’yı icat eden devlet de İngiltere olmuştu.<span id="more-38"></span></p>
<p>Daha sonra Almanya’nın bu kez batıya saldırmasını önleyeceği sanıldı ama Almanlar iki kere, hem 1914 yılında hem 1939 yılında bunu iplemediler, Belçika’yı ezip geçtiler.</p>
<p>Almanya ile Fransa’nın barışmasından sonra hiçbir anlamı kalmayan Belçika da, bu kez Avrupa Birliği’nin yükünü taşıyacak bir tür merkez edildi.</p>
<p>De Gaulle’ün NATO’yu Paris’ten kovması üzerine de ittifak karargâhı Brüksel’e taşınmış, Belçika’nın “bu gibi durumlarda” çok işe yarayacağı görülmüştü&#8230;</p>
<p>Belçika başka bir işe yaramaz.</p>
<p>Emperyalist “ağabeylerini” izleyerek, onların kuyruğunda Afrika’yı yağmalamış olmak gibi bir de pis geçmişi vardır (Kongo’yu ona hediye etmişlerdi.)</p>
<p>Bir “Belçika milleti” yoktur. Bir “Belçika dili” de yoktur. Bu ülkede Flamanlar ve Valonlar yaşarlar, bunların birincisi Hollandalı, ikincisi de Fransız’dır bal gibi.</p>
<p>Ve de birbirlerinden de nefret ederler&#8230;</p>
<p>Tıpkı, Çekler ve Slovaklar gibi.</p>
<p>Flamanlar çoğunluktadırlar ama ezildiklerini söylerler. Valonlar da onları savaşta Alman uşaklığı yapmış olmakla suçlarlar.</p>
<p>Aklıma Jacques Brel’in ünlü şarkılarından biri geliyor: “Messieurs les flamingants&#8230; Nazis pendant la guerre”&#8230; Flaman demiyor, kelime oyunu yapıyor: Flamancıcıklar, Flamancılar, hani Alamancılar gibi&#8230; Brel onları aşağılıyor.</p>
<p>Belçika sevimsiz, soğuk, külrengi bir ülkedir. Ağır sanayi ülkesidir, kıyısı çamurlu, doğusu ormandır. Patatesi ve midyesi meşhurdur. Başka da bir numarası yoktur, Waterloo savaş alanını ve de canlı ortaçağ müzesi Bruges kentini saymazsak. Yoksa Brugge mi demeliydim, onda da anlaşamıyorlar.</p>
<p>Paris’e ya da Amsterdam’a göre Brüksel de, İstanbul’a oranla Ankara’yı hatırlatır.</p>
<p>Şimdi gelen haberlere göre, üçe bölünecekmiş. Kuzeyde Flaman bölgesi (Flandres), güneyde Valon bölgesi (Valonya), Brüksel de tarafsız bölge, başlıbaşına bir şehir devleti! Avrupa Birliği’nin, hem herkesin hem hiçkimsenin olan başkenti.</p>
<p>Bakarsınız bir süre sonra kuzey tarafı Hollanda’ya, güney kısmı Fransa’ya katılır.</p>
<p>Ama bunu hiçbir yararı da yoktur, sakıncası da.</p>
<p>Çünkü artık toprak almanın, toprak vermenin bir anlamı kalmamıştır.</p>
<p>Toprak vermekten korkan, toprak alınca sevinen bizleriz&#8230; Türkler&#8230;</p>
<p>O kadar ki, “demokrasi ve özgürlük götürmek” iddiasıyla ele geçirdiğimiz Kıbrıs adasının kuzey bölümüne otuz üç yıldır “aldık” diye bakıyoruz, vermeye de elbette yanaşmıyoruz.</p>
<p>Bizimkisi bir Osmanlı refleksidir, elden çıkarmış olduğumuz çok büyük toprak parçalarından hiç olmazsa bu kadarcığını geri almayı başarmış olmak, bizi gönendiriyor.</p>
<p>Belçika’da kişi başına yıllık gelir, Valonlar’da 32 bin dolar, ezildiklerini söyleyen Flamanlar’da da hepi topu 25 bin dolarcıkmış!</p>
<p>Bizde de hükümetin ısrarla iddia ettiği gibi 10 bin dolara çıkarsa, meseleye daha serin bakacağız. Aldık diye tepinmeyecek, alacaklar diye korkmayacağız. Milli gelir 6 bin dolarda kaldığı sürece ölürüz ve öldürürüz.</p>
<p>Al sana fikir yazısı ulan puşt.</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
05/09/2007</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.karakutu.com/">www.karakutu.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/bolunsun-anasini-satayim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkak yazı</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/korkak-yazi/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/korkak-yazi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:19:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[ 
İşin boyutu değişti&#8230; Bunu bekliyordum.
İş, PKK’yı ezmekten çıkarılıyor, “Musul’u ve Kerkük’ü almak” özlemi su yüzüne fırlıyor! Ortalıkta haritalar dolaşıyor, herkes “jeostrateji” bilgini kesilmiş, sınırları herkes kendi kafasına göre yeniden çiziyor.
Bütün berber çırakları ve taksi sürücüleri dış politika uzmanı oldular&#8230; Okey tahtası devirilip felsefe yapılıyor, maça kızı çekerken ordular yürütülüyor, ılık ıhlamura kesme şeker atıp ordular [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.yazboz.org/search.php?query=&amp;topic=1"></a>İşin boyutu değişti&#8230; Bunu bekliyordum.</p>
<p>İş, PKK’yı ezmekten çıkarılıyor, “Musul’u ve Kerkük’ü almak” özlemi su yüzüne fırlıyor! Ortalıkta haritalar dolaşıyor, herkes “jeostrateji” bilgini kesilmiş, sınırları herkes kendi kafasına göre yeniden çiziyor.<span id="more-45"></span></p>
<p>Bütün berber çırakları ve taksi sürücüleri dış politika uzmanı oldular&#8230; Okey tahtası devirilip felsefe yapılıyor, maça kızı çekerken ordular yürütülüyor, ılık ıhlamura kesme şeker atıp ordular bozuluyor&#8230; Evkaftan mütekait Atıf Bey başımıza Carl von Clausewitz kesildi! Tezgâhtar Muzaffer oldu Moltke, bakkal Cengiz sanki Hindenburg, tekel bayii Tarık da Ludendorff&#8230;</p>
<p>Öte yandan, “dünyanın kışkırtmaya en kolay gelen halkı”, kendisinden beklenen şekilde, ufak ufak taşkınlığa da koyuldu: Bursa’da bir Mardinli’nin dükkânını yağmalamışlar, adam “seksen iki yıldır burada oturuyor ve çalışıyoruz” diye ağlamış. Başka yerlerde kahvehaneler taşlanmış, üç kişi de bıçaklanmış. Muğla’da iki tinerci bir gence saldırınca “Kürtler yaptı” söylentisi yayılmış ve gene kahvehaneler basılmış. Bu arada “uzun saçlı ve küpeliler” de sopa faslında aradan çıkarılmışlar! Ayvalık’ta hızını alamayanlar bazı Afrikalılar’a bile saldırmışlar, evet, zencilere!&#8230; Şaka gibi ama değil.</p>
<p>Gene bir “6/7 Eylül sersemliğine” doğru mu gidiyoruz?</p>
<p>Eh, bedelini de öderiz.</p>
<p>Bedelleri hatırlatınca da bana korkak dediler. “Yusuf yusuf” atıyormuş yüreğim, sanki bu yaşımda ve bu göbeğimle cepheye gidecek olan benmişim gibi&#8230;</p>
<p>Peki, öyle olsun. Ben korkuyorum.</p>
<p>Tövbe, cepheden değil. Cepheden kuşkum yok. Musul’u da Kerkük’ü de alır, Barzani’yi de tükürükle boğarız. Şu kurulup da kurulamayan Kürt Devleti’nin çanına ot tıkarız. Amerika karışmasa Bağdat’a bile yürürüz. Türk ordusu üç buçuk çapulcunun canına okur. Yunan ordusunu ezmiş geçmiş ordumuz bu serserileri havada karada dümdüz eder. Çok acılar çektiririz bize acı çektirene, misliyle karşılık veririz&#8230; İşin bu yanı kolay.</p>
<p>Sonrasından korkarım.</p>
<p>Yani, Amerika’nın bize atacağı açık ya da gizli kazıklardan. Çıkaracağı faturadan.</p>
<p>Daha açık konuşayım: Yeni bir “12 Eylül öncesinden” korkarım. Yaşı otuzun altında olanlar o korkunç günleri bilemezler.</p>
<p>“Bedel” kelimesiyle bunu kastetmiştim, sen de benim Fransız şarabı içemeyeceğimi düşünüp üzüldüğümü mü sanmıştın, Anadolu kasabalarının Internet Cafe’lerinde gazozunu içerken bana akıl öğreten genç lumpen?</p>
<p>Bütün o çileler bize “Kıbrıs’tan vakitlice çekilmeyi bilmediğimiz” için çektirildi, önce ASALA, sonra PKK boku bu nedenle icat edildi. O günlere kadar bazı Ermeni ve Kürt çevrelerinde uyur durumda yatan (“latent”) Türk düşmanlığı bu yüzden körüklendi.</p>
<p>Başımıza bir bela sardılar, otuz yıldır çekeriz.</p>
<p>Türkiye’nin başını nice dertlere sokmuş olan Sayın Ecevit, en durulmayacak zamanda durmuş, en yürünmeyecek zamanda yürümüştü. Yüzde yüz haklı olduğumuz ve bütün dünyanın bize parmak ısırdığı bir konumdan, üstelik Yunanistan gibi “demokrasinin beşiği” kabul edilen bir ülkeye demokrasiyi yeniden hediye edenler olmak fiyakasından, birdenbire haksız duruma düşmüştük&#8230;</p>
<p>Çünkü “barış harekâtı” dediğimiz girişim, “Kıbrıs’ı aldık” efelenmesine geldi bağlandı.</p>
<p>Bu sefer de öyle olmasın.</p>
<p>Hitler ile Stalin’in Polonya çapuluna yumulmaları gibi, Amerika’yla “Irak’ta birbiriyle sürtüşen iki işgalci” olmayalım dünyanın gözünde.</p>
<p>Musul’u ve Kerkük’ü mü istiyorsun? Yani Irak petrollerinden de pay almak&#8230; Osmanlı yeniden toprak istiyor ha?&#8230; Kuzey Kıbrıs kesmedi, bir de Kuzey Irak&#8230; Üstelik de petrol bölgesi&#8230; Tekrar soruyorum: Yeni bir “12 Eylül öncesine” hazır mısın?</p>
<p>Ölecek olan ben değilim yavrum, ona göre&#8230; Ben en fazla sıkıntı çekerim ki, bizim kuşak sıkıntının feriştahını görmüş, kitabını yazmış kuşaktır! Rahata alışmış olanlar sizlersiniz. Sizin için korkuyor bu korkak amcanız.</p>
<p>Cumhuriyet bayramın da kutlu olsun.</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=140080">http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=140080</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/korkak-yazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçekten hazır mısınız?</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/gercekten-hazir-misiniz/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/gercekten-hazir-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:15:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[ 
Karaborsa yapmayacaksınız ama, söz mü? İstifçilik de yapmayacaksınız, tezgâh altından mal satmayacaksınız!
Televizyon orospularına para yedirmeyeceğinizi garanti ediyorsanız, ben varım.
Çünkü, misliyle artarak gelecek olan şehit tabutlarının hiçbirinin içinde, Kuruçeşme gecelerini kasıp kavuran zengin piçleri olmayacak.
Gene köylü çocuklarıdır ölecek olanlar&#8230; Aç kalacak olan da işçi ve memur. Sokaklarda sürünecek olanlar, emekliler.
Kordi Miloviç’i duymuşluğunuz var mıdır, pembe tombul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.yazboz.org/search.php?query=&amp;topic=1"></a>Karaborsa yapmayacaksınız ama, söz mü? İstifçilik de yapmayacaksınız, tezgâh altından mal satmayacaksınız!</p>
<p>Televizyon orospularına para yedirmeyeceğinizi garanti ediyorsanız, ben varım.</p>
<p>Çünkü, misliyle artarak gelecek olan şehit tabutlarının hiçbirinin içinde, Kuruçeşme gecelerini kasıp kavuran zengin piçleri olmayacak.<span id="more-43"></span></p>
<p>Gene köylü çocuklarıdır ölecek olanlar&#8230; Aç kalacak olan da işçi ve memur. Sokaklarda sürünecek olanlar, emekliler.</p>
<p>Kordi Miloviç’i duymuşluğunuz var mıdır, pembe tombul bir operet yıldızıydı, Avusturyalı&#8230; Yoksa Cordy Milowitz mi yazmalıyım?</p>
<p>Birinci savaş yıllarında İstanbul’a gelmişti, İstanbul’u kasıp kavurmuştu&#8230;</p>
<p>Haspa bir yandan Tepebaşı Tiyatrosu’nda Çingene Baron ve Çardaş Prensesi gibi eserlerde bülbül gibi şakıyordu, bir yandan da, temsilden sonra, Tokatlıyan Oteli’nde yatak çalışmalarına ağırlık vermişti&#8230;</p>
<p>İaşe Nazırı Kara Kemal ve levazımcı Topal İsmail Hakkı’nın zengin ettiği İttihatçı bulgur kralları, mercimek kralları, vagon tacirleri de, Miloviç’in kapısında kuyruğa girmişler, karının cıgarasını bin liralık Osmanlı Bankası banknotlarıyla yakar olmuşlardı&#8230; Yatağına banknot da döşüyorlar, binlerce lirayı karıya çarşaf yapıyorlardı&#8230; Yol yakındı, hemen köşedeki Cercle d’Orient kulübünün kumar masasından kalkacaksın, Galatasaray yönünde elli adım yürüyüp otele dalacaksın. İstersen çıkınca otelin lokantasında yemek de yiyebilirsin, şampanya dahil yüz kuruş.</p>
<p>Aynı günlerde Laleli yangın yerinde ve de Sarayburnu sur dibinde otuz kuruşa erkek çocuk satıyorlardı, açlıktan.</p>
<p>Çocuk satıyorlardı dediysek, evlat edinmek için değil tabii&#8230; O çocukların anaları da sokağa düşmüşlerdi, içinden süpürge sapı çıkan yarım okkalık kara tayına&#8230; Bunlar genellikle şehit eşleriydi.</p>
<p>(Yaa&#8230; Yoksa siz, halkın İttihat ve Terakki’ye gösterdiği derin tepki 2007 yılının işidir mi sanmıştınız?)</p>
<p>Son günlerde çalınan savaş tamtamlarının gürültüsü içinde, Miloviç aklıma geldi, bir kostaklanma da dikkatimi çekti.</p>
<p>Hemen herkes “bedeli neyse ödemeye hazırız” diyor. Kiminin kanı kaynadığı için, kimisi hükümeti batırmak amacıyla.</p>
<p>Futbolda denemeyi pek sevdiğimiz “doldur boşalt” yöntemi gibi, bunun da bir “Irak’a gir, vur, çık” işi olduğunu sanıyorlar.</p>
<p>Uzun soluklu bir serüvene gerçekten hazır mısınız?</p>
<p>Arabanızın deposunu bin liraya dolduracağınız bir serüvene?</p>
<p>Doların beş lira, avronun on lira olduğu, Migros’ta hiçbir ithal tüketim malını bulamayacağınız, gene Amasya’nın elmasına, Anamur’un muzuna kalacağınız bir Türkiye’ye hazırlığınız gerçekten tamam mı? (İşin kötüsü, o durumda Diyarbakır’dan karpuz da gelmeyebilir.)</p>
<p>Karaborsa yapmayacaksınız ama, söz mü? İstifçilik de yapmayacaksınız, tezgâh altından mal satmayacaksınız!</p>
<p>Televizyon orospularına para yedirmeyeceğinizi garanti ediyorsanız, ben varım.</p>
<p>Çünkü, misliyle artarak gelecek olan şehit tabutlarının hiçbirinin içinde, Kuruçeşme gecelerini kasıp kavuran zengin piçleri olmayacak.</p>
<p>Gene köylü çocuklarıdır ölecek olanlar&#8230; Aç kalacak olan da işçi ve memur. Sokaklarda sürünecek olanlar, emekliler.</p>
<p>Var mıdır aranızda güneydoğu cephesine gönüllü gidecek, yok canım, vuruşmaya değil, geri hizmette çalışmaya?</p>
<p>“Hayatını küçültmek” deyimiyle küçümsenip geçilen o darlığa gerçekten düşünce yaygarayı basmayacaksınız, söz mü?</p>
<p>Örneğin ücretiniz yarıya inince şarlamayacaksınız, okey?</p>
<p>Var mısınız Tekalif-i Milliye’ye, her evden iki kat don fanila, çorap vermeye? (Kağnıyla mermi taşıtmazlar, korkmayın, o eskidendi.)</p>
<p>“Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda zaten mevcuttur” demişsiniz, demek ki uçak, helikopter, tank, top gerekmiyor&#8230;</p>
<p>Ama sıkıntıya girmek şart. Kaçınılmaz.</p>
<p>Kaçmayacaksınız, kaytarmayacaksınız. Yemiyorsa, bedeli her neyse ödemeye hazırız diye efelenmeyiniz. Kostak değilseniz, boşa kostaklanmayınız.</p>
<p>Çünkü o bedeli kendiniz ödemeyecek, gene başkalarına ödeteceksiniz&#8230; Bugüne kadar öyle olmamış mıydı?</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
24/10/2007</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/gercekten-hazir-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genelkurmayologlar</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/genelkurmayologlar/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/genelkurmayologlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:14:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Çok genç olmayanlar hatırlayacaklardır, eskiden Amerika’da “Kremlinolog” tabir edilen uzmanlar vardı&#8230;
Bunlar genellikle Harvard mezunu, bülbül gibi Rusça bilen ve “derin Amerikan devletiyle” de gereğinden fazla içli dışlı genç adamlardı, şimdi hepsi tohuma kaçmıştır&#8230; Kimilerine gazeteci kılıfı da uydurulurdu.
Sovyet yayınlarını izleyip Pravda’dan, İzvestia’dan analiz manaliz de yaparlardı ama, asıl işlerinden biri de çeşitli törenlerde, özellikle Ekim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok genç olmayanlar hatırlayacaklardır, eskiden Amerika’da “Kremlinolog” tabir edilen uzmanlar vardı&#8230;</p>
<p>Bunlar genellikle Harvard mezunu, bülbül gibi Rusça bilen ve “derin Amerikan devletiyle” de gereğinden fazla içli dışlı genç adamlardı, şimdi hepsi tohuma kaçmıştır&#8230; Kimilerine gazeteci kılıfı da uydurulurdu.<span id="more-41"></span></p>
<p>Sovyet yayınlarını izleyip Pravda’dan, İzvestia’dan analiz manaliz de yaparlardı ama, asıl işlerinden biri de çeşitli törenlerde, özellikle Ekim Devrimi’nin yıldönümü kutlamalarında Kızıl Meydan’da Kremlin Sarayı’nın balkonuna çıkan (hani şu Lenin mozolesinin üst kat taraçası) Politbüro üyelerine bakıp ahkâm kesmekti&#8230;</p>
<p>Brejnev’in yüzü mü asık? Kosigin sırıtıyor mu? Suslov birinci sekretere iki metre mi uzakta duruyor üç metre mi? Haydar Aliyev geçen seneye oranla kaçıncı sıradan kaçıncı sıraya yerleşmiş? Bayan Furtseva’nın kalçasına şaplak atan kimse var mı?</p>
<p>Daha önceleri de tabii, Mikoyan Bulganin’e yan mı bakıyor, Malenkov Kaganoviç’le enseye tokat mı, Kirilenko Kalinin’le ne fısıldaşıyor, falan&#8230;</p>
<p>Bu göstergelerden, Sovyetler Birliği’nin üst yönetiminde olup biten gelişmeler hakkında sonuçlar çıkarırlar, tahminler yürütürler, yorumlar yaparlardı.</p>
<p>Çünkü başka türlü bilgi alınamıyordu, orada herşey kaplı kapılar ardında “saray entrikası” yöntemiyle gelişiyordu&#8230;</p>
<p>Bizde de bu Kremlinologlar’a benzer bokyedibaşılar türedi.</p>
<p>Bizimkiler özellikle basında&#8230; Koskoca Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bu tür zevzekliklere tevessül edeceğini hiç sanmam.</p>
<p>Bizimkiler de Genelkurmay davetlerine ve basın toplantılarına bakıp ötüyorlar.</p>
<p>Paşa falanca soruya cevap verirken bakışlarını nereye yöneltmiş?&#8230; Filanca gazeteciye “evet sizi dinliyorum” demiş de, berikine “buyurun Emin Bey” şeklinde fevkalade iltifat etmiş&#8230; Ne demek istemiş?</p>
<p>Şimdi de gözler 30 Ağustos resepsiyonuna çevrilmiş&#8230; Bizim Genelkurmayologlar öyle diyorlar&#8230;</p>
<p>Kimsenin göz çevirdiği falan yok, gazetelerin Ankara bürolarında birkaç işgüzardan başka, ama olsun&#8230;</p>
<p>Bu yıl resepsiyon, Gazi Orduevi yerine Kara Kuvvetleri Karargâhı’nın bahçesinde verilecekmiş&#8230; Bak sen! Acaba bunun ne anlamı varmış?</p>
<p>Çünkü birinde “kameriye” kuruluyor (askerler kameriye severler) ve cumhurbaşkanıyla birlikte ayaküstü de olsa memleket meseleleri tartışılıyormuş, ötekinde kameriye yokmuş, böylece o gün cumhurbaşkanı seçilmiş olacak Abdullah Gül’le hiçbir şey konuşulmayarak anlamlı bir tavır takınılacakmış&#8230;</p>
<p>Yok canım, aslında orduevinin bahçesi yetersiz kalıyormuş da, o bakımdan değiştirilmiş yani&#8230; Bu da bir yorummuş&#8230;</p>
<p>Peki hipodrom törenlerine başı bağlı Hayrünnisa Hanım’ı sokabilecek miymiş, yoksa First Lady’yi kapıdan çevirecekler miymiş?</p>
<p>Son günlerin moda deyimiyle, vay vay vay!</p>
<p>Ortalığı karıştırmaya ve germeye yönelik, değerli komutanlarımızı da karanlık ruhlu Sovyet yöneticileri düzeyine düşürmeye kalkan, bürokrat olmayan hiçkimseyi de ilgilendirmeyen bu tür “Ankara gazeteciliği” çabalarını, bu gülünç gayretkeşliği kınıyorum.</p>
<p>Hep Basın Konseyi mi kınayacak, azıcık da biz kınayalım.</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
19/08/2007</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.karakutu.com/">www.karakutu.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/genelkurmayologlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölünsün anasını satayım</title>
		<link>http://www.yazboz.org/2009/09/bolunsun-anasini-satayim/</link>
		<comments>http://www.yazboz.org/2009/09/bolunsun-anasini-satayim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 11:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pinar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Engin Ardıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazboz.org/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Belçika’dan sözediyorum, siz ne sanmıştınız? Belçika, 1831 yılında icat edilmiş yapay bir devlettir. Bir tampon devlettir. Amaç, Fransa’nın bir daha Hollanda ve Almanya’ya saldırmasını önlemekti. Belçika’yı icat eden devlet de İngiltere olmuştu.
Daha sonra Almanya’nın bu kez batıya saldırmasını önleyeceği sanıldı ama Almanlar iki kere, hem 1914 yılında hem 1939 yılında bunu iplemediler, Belçika’yı ezip geçtiler.
Almanya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazboz.org/search.php?query=&amp;topic=15"></a>Belçika’dan sözediyorum, siz ne sanmıştınız? Belçika, 1831 yılında icat edilmiş yapay bir devlettir. Bir tampon devlettir. Amaç, Fransa’nın bir daha Hollanda ve Almanya’ya saldırmasını önlemekti. Belçika’yı icat eden devlet de İngiltere olmuştu.</p>
<p>Daha sonra Almanya’nın bu kez batıya saldırmasını önleyeceği sanıldı ama Almanlar iki kere, hem 1914 yılında hem 1939 yılında bunu iplemediler, Belçika’yı ezip geçtiler.<span id="more-39"></span></p>
<p>Almanya ile Fransa’nın barışmasından sonra hiçbir anlamı kalmayan Belçika da, bu kez Avrupa Birliği’nin yükünü taşıyacak bir tür merkez edildi.</p>
<p>De Gaulle’ün NATO’yu Paris’ten kovması üzerine de ittifak karargâhı Brüksel’e taşınmış, Belçika’nın “bu gibi durumlarda” çok işe yarayacağı görülmüştü&#8230;</p>
<p>Belçika başka bir işe yaramaz.</p>
<p>Emperyalist “ağabeylerini” izleyerek, onların kuyruğunda Afrika’yı yağmalamış olmak gibi bir de pis geçmişi vardır (Kongo’yu ona hediye etmişlerdi.)</p>
<p>Bir “Belçika milleti” yoktur. Bir “Belçika dili” de yoktur. Bu ülkede Flamanlar ve Valonlar yaşarlar, bunların birincisi Hollandalı, ikincisi de Fransız’dır bal gibi.</p>
<p>Ve de birbirlerinden de nefret ederler&#8230;</p>
<p>Tıpkı, Çekler ve Slovaklar gibi.</p>
<p>Flamanlar çoğunluktadırlar ama ezildiklerini söylerler. Valonlar da onları savaşta Alman uşaklığı yapmış olmakla suçlarlar.</p>
<p>Aklıma Jacques Brel’in ünlü şarkılarından biri geliyor: “Messieurs les flamingants&#8230; Nazis pendant la guerre”&#8230; Flaman demiyor, kelime oyunu yapıyor: Flamancıcıklar, Flamancılar, hani Alamancılar gibi&#8230; Brel onları aşağılıyor.</p>
<p>Belçika sevimsiz, soğuk, külrengi bir ülkedir. Ağır sanayi ülkesidir, kıyısı çamurlu, doğusu ormandır. Patatesi ve midyesi meşhurdur. Başka da bir numarası yoktur, Waterloo savaş alanını ve de canlı ortaçağ müzesi Bruges kentini saymazsak. Yoksa Brugge mi demeliydim, onda da anlaşamıyorlar.</p>
<p>Paris’e ya da Amsterdam’a göre Brüksel de, İstanbul’a oranla Ankara’yı hatırlatır.</p>
<p>Şimdi gelen haberlere göre, üçe bölünecekmiş. Kuzeyde Flaman bölgesi (Flandres), güneyde Valon bölgesi (Valonya), Brüksel de tarafsız bölge, başlıbaşına bir şehir devleti! Avrupa Birliği’nin, hem herkesin hem hiçkimsenin olan başkenti.</p>
<p>Bakarsınız bir süre sonra kuzey tarafı Hollanda’ya, güney kısmı Fransa’ya katılır.</p>
<p>Ama bunu hiçbir yararı da yoktur, sakıncası da.</p>
<p>Çünkü artık toprak almanın, toprak vermenin bir anlamı kalmamıştır.</p>
<p>Toprak vermekten korkan, toprak alınca sevinen bizleriz&#8230; Türkler&#8230;</p>
<p>O kadar ki, “demokrasi ve özgürlük götürmek” iddiasıyla ele geçirdiğimiz Kıbrıs adasının kuzey bölümüne otuz üç yıldır “aldık” diye bakıyoruz, vermeye de elbette yanaşmıyoruz.</p>
<p>Bizimkisi bir Osmanlı refleksidir, elden çıkarmış olduğumuz çok büyük toprak parçalarından hiç olmazsa bu kadarcığını geri almayı başarmış olmak, bizi gönendiriyor.</p>
<p>Belçika’da kişi başına yıllık gelir, Valonlar’da 32 bin dolar, ezildiklerini söyleyen Flamanlar’da da hepi topu 25 bin dolarcıkmış!</p>
<p>Bizde de hükümetin ısrarla iddia ettiği gibi 10 bin dolara çıkarsa, meseleye daha serin bakacağız. Aldık diye tepinmeyecek, alacaklar diye korkmayacağız. Milli gelir 6 bin dolarda kaldığı sürece ölürüz ve öldürürüz.</p>
<p>Al sana fikir yazısı ulan puşt.</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
05/09/2007</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.karakutu.com/">www.karakutu.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazboz.org/2009/09/bolunsun-anasini-satayim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
