SOSYAL BİLİMLERİN IRZI…

*RADİKAL gazetesinin 27/06/2004  tarihli yayınından alınmış, Türkiye’de sosyal bilimlere bakışa iliÅŸkin Muhammed Munis tarafından kaleme alınmış bir yazı:

Artık klasikleÅŸen görüntüleriyle bir ÖSS sınavını daha geride bıraktık. Yine, her sene olduÄŸu gibi, sınava yakın günlerde gazetelerin “deÄŸerli” sayfalarını, adayların sınav ortasında -ne hayır gelecekse- o sınavdan rahatça çiÅŸ yapabilecekleri sınav donları, doktor reçetesi gibi talimatlar (yemeklerde ne yenileceÄŸi, yemeklerden sonra alınacaklar, sınav sabahı kahvaltı mönüsü vs.) süsledi.

 

Bir ay sonra sonuçların açıklanmasıyla bu kez baÅŸka, ama yine bilindik görüntülere toplumca maruz kalacağız: Tercih meselesi… Her zaman olduÄŸu gibi yine sayısal bilimler revaçta olacak, milletin kızını ne doktorlar, ne mühendisler istemiÅŸ de vermemiÅŸ olacak vs. Toplumca fena halde hasta olduÄŸumuzdan mıdır nedir, herkesin, vasatın altında gezinen sözelcilerin bile deÄŸiÅŸmez üst ideali doktorluktur.

Soysal bilimlerin ise boynu büküktür, böylesi toplumlarda. Ne bileyim, sosyologlar, arkeologlar da kız isterler, ama kimse zamanında kızını onlara vermediği için dizini dövmez.

Aslında bunların ne menem şey oldukları dahi bilinmez çoğu zaman:

“Yavrum sen neyi kazandın hayırlısıyla?”
“Antropoloji, dedeciÄŸim.”
Sessizlik
“Onu boÅŸ ver. Yani ÅŸimdi sen ne olacaksın?”
Bu kez genç için sessizlik.

İki anlam taşır bu sessizlik. Bir çocuk antropolojinin insanlık için ne denli önemli bir bilim olduÄŸunu istese de anlatamaz, ille de doktorluk ve mühendislik diyen dedesine. İki, doÄŸrusu, Türkiye koÅŸullarında çocuk da maddi anlamda kendisi için daha ÅŸimdiden kaygı duymaktadır. Belli ki, “hiçbir ÅŸey” olacaktır. Yaygın ismiyle “iÅŸsiz”.

Mesele sadece devletin sosyal bilimcileri aç bırakması deÄŸil. Toplumun da öteden beri cüzzamlılarıdır sosyal bilimciler. Felsefecilere deli muamelesi yapılır, edebiyatçılara âşık. Psikologlar “sapık Freud’un sapık öğrencileri”, arkeologlar ise mezar kazıcılarıdır. Tarihçiler dediÄŸin, son derece sıkıcı masallar anlatan meczuplar takımından baÅŸka nedir ki?

Her şeyin ve herkesin mutlak muktedirlere bağımlı asalaklar sürüsüne döndürülmesi kadim politikasının yürürlükte olduğu bir toplumda, toplumsuzlaştırmanın asıl hedef olduğu bir toplumda, toplumsal bilimlere reva görülen feci bir cezadır bu: Ölmemek, ama daha beteri sürünmek.

Sözü uzatmayacağım, sosyal bilimlerin “gülü” olan tarih bölümü mezunu iÅŸsiz (ya da çulsuz) bir genç olarak, üniversite adayı genç arkadaÅŸlara ÅŸiddetle ve kesinlikle tüm samimiyetimle sosyal bölümleri tercih etmelerini salık veriyorum. Belki ÅŸimdilik iÅŸsiz, ama daha kendini ve insanlık serüvenini bilen bireyler olmaları için. Zira, asıl “iÅŸ” budur kanımca. 

Muhammed MUNİS

Yorum yok “SOSYAL BİLİMLERİN IRZI…”

Yorum yap , fikrini payla?!