Selanik ve Aynaroz

Selanik ve Aynaroz’da dolaşırken Osmanlı asırlarının derinliÄŸini hissetmemek mümkün deÄŸil. Bu dünyayı birbirine baÄŸlayan öyle çok unsur var ki…

Selanik, Trakya-Makedonya bölgesinin merkezi ve burada bir Trakya-Makedonya bakanlığı var. Osmanlı asırlarındaki büyük Selanik vilayeti valisinin oturduğu hükümet konağında bugün Trakya-Makedonya bakanlığı çalışıyor.
Birçok kiÅŸi Yunanistan’da yaÅŸamak için Selanik’i Atina’ya tercih eder. Selanik ahalisinin çoÄŸu Küçük Asya göçmenidir. Bu yüzden mutfağı daha iyidir; yabancıya ve birbirine karşı davranışları daha sıcak bir halktır denir. Geçen hafta Patrik Bartholomeos cenaplarının gezisine katıldım; hemen görülüyor ki Yunanistan’ın en dindar halkı da burada yaşıyor.

Küçük Asya muhacirlerinin yaÅŸadığı bazı semtlere gidildi. Neapolis yani bildiÄŸimiz NevÅŸehir’den gelenler ve Stravropulos yani Ege bölgesindeki eski Hamidiye, yani bugünkü ismiyle Muradiye’den gelen göçmenler… Ortodoks dünyasında Rusya, Yunanistan, Kıbrıs müstakil kiliseler; fakat ekümenik unvanını sadece Fener PartiÄŸi taşıyor.

Patrik Bartholomeos cenaplarını 1000-2 bin kiÅŸilik kalabalıklar karşılıyor. Duygulandırıcı manzaralar da var. Stavropulos’taki kilisenin bahçesine Muradiye’den getirilen toprak ve zeytin fidesi dikilmiÅŸ. Yanındaki mermer levhada Nâzım Hikmet’in Ege kıyıları üzerine bildiÄŸimiz dizeleri Ritsos’un çevirisiyle yer alıyor.

Manastırlar cumhuriyeti

Metropolit Barnabas da bir göçmen çocuÄŸu; “Muhacirlik güç” diye konuÅŸuyor. Zaman geçer, ilk andaki burukluk yerini yakın dostluÄŸa da bırakabilir, mühim olan zamanın hekimliÄŸindeki hazakat ve iyi niyettir. Türklerin solcu ÅŸairinin dizeleri etrafında Yunanlı metropolit de birleÅŸebiliyor.

Selanik’ten Aynaroz’a yol alıyoruz. Halkidiki Yarımadası Ege’ye uzanan bir el gibi. Bu yer dünyanın en güzel köşelerinden biri.
Aynaroz manastırları, Halkidiki Yarımadası’nın ucundaki üç burundan birine dağılmış. Bir tür özerkliÄŸi olan bu bölgeye manastırlar cumhuriyeti deniyor ama dokunulmazlık ve kültürel özellik bir Vatikan statüsü ile karşılaÅŸtırılmasın. Daha çok Yunanistan’da kiliseye gösterilen bir saygının yarattığı bir statü var. Yunan devleti asayiÅŸi saÄŸlıyor, vergi muafiyetleri var.
Osmanlı’nın “Aynaroz” diye telaffuz ettiÄŸi aslında “Agion Oros”; bölgedeki kadılar ve ulema ile birlikte Ortodoks din adamlarını da yerden yere çarpan ünlü tiyatro yazarımız Musahipzade Celal Bey’in “Aynaroz Kadısı” adlı komedisinden tanıdığımız bölge; fazla da tanıdığımızı zannetmiyorum.

Bir kere Aynaroz gerçekten mistik bir bölge. Halkidiki Yarımadası’nın bu ucunda 20′yi aÅŸkın manastırda, 2 bine yakın keÅŸiÅŸ ve din adamı yaşıyor. Tabii bölgede hiçbir rahibe manastırı yok ve kadınlar da giremiyor.
Yarımadanın en ucundaki 2 bin 400 metre yükseklikteki Agion Oros yani Mukaddes DaÄŸ’da yıldırımlara karşı dayanması için metalden inÅŸa edilen zirvedeki kiliseye yılda sadece bir kere 6 AÄŸustos’ta tırmanılarak ayin yapılıyor. Mistik ve zor bir hayat var.

Dünyadan çekilen keşişlerin yanında, sabahtan akşama çalışan tarım yapan, hayvan besleyen, ormancılıkla manastırların yaşamını sağlamaya çalışan rahipler var. Turizm ve bağışlar söylendiğine göre bu varlığın içinde çok da yer tutmuyor. Yalnız Avrupa Birliği asırlık manastırların hemen her birini restore etmeye başlamış.

Patrik huşuyla karşılandı

Fakat asıl ilginç nokta; bütün bu manastırlar bölgesinin Atina’daki patrikhaneye deÄŸil doÄŸrudan Fener’deki ana patrikhaneye baÄŸlı olması. Keza Girit ve Akdeniz adalarındaki Ortodoks kiliseler de öyle. Patrik Bartholomeos huÅŸuyla karşılandı.
Hiç kuÅŸkusuz Hıristiyanlık tarihindeki bir deyimle “Zelotlar” diye adlandırılan ve Patrik Bartholomeos’un Roma-Katolik kilisesi ile iliÅŸkilerine karşı çıkanlar manastırlar da var. Ortodoks inanç bazı halde Katolik ve Protestanlığa o kadar karşı ki bizim gibi Müslümanlar bazen Ortodoks manastırlarda daha sıcak bir kabul görebilir. Ama genelde misafirperver, derin ibadet eden ve çalışan bir zümre gördük.

Geçirdiğimiz cumartesi gecesinden sonra pazar sabahının erken saatlerinde izlediğim ayinde kilisenin korosu hüzzam makamında ilahiler okudu, muhteşemdi. Bir önceki hafta saba makamı tercih edilmiş.

Manastırların önemli kısmında Osmanlı padiÅŸahlarının bahÅŸettiÄŸi imtiyaz ve muafiyet beratları saklanıyor. Balkanlar’ın ucundaki bu noktada Akdeniz’in mavi enginliÄŸi, gök kubbenin mavi sonsuzluÄŸu içinde Osmanlı asırlarının derinliÄŸini hissetmemek mümkün deÄŸil. Bu dünyayı birbirine baÄŸlayan öyle çok unsur ve kurum var ki…

Aynaroz’da Patrik Bartholomeos cenaplarının bu makamdaki 15′inci yılı kutsandı. Kendisine uzun yıllar diliyoruz.

Milliyet Pazar / 2007

Yorum yok “Selanik ve Aynaroz”

Yorum yap , fikrini payla?!