Çetecilerin, komitacıların gayri nizamî direniÅŸleriyle baÅŸlayıp, İttihat ve Terakki artıklarının filizlendirdiÄŸi bir geliÅŸme gösterdikten sonra, emirleri Ankara’dan alan düzenli ordunun giriÅŸimiyle yürütülen İstiklâl Harbimiz sosyal karakteri itibariyle Anadolu ve Rumeli eÅŸraf ve mütegalibesinin desteÄŸiyle baÅŸarıya ulaÅŸmış bir hareket miydi?
Yoksa asıl destek tebaa olmaktan baÅŸka dayanak bilmeyen mülksüzleÅŸtirilmiÅŸ halk tabakalarından mı saÄŸlanmıştı? Lozan’dan sonraki düzenlemeler yorgun ve yıpranmış Türkiye’nin Hilâfeti ve Saltanatı devreden çıkarmış bir Osmanlı despotizmini yansıtacak bir yapıya kavuÅŸmasını isteyenlerin eseri miydi? Yoksa yeni ve dinç bir devlet kurmaya doÄŸru gözü pek baÅŸlangıcın sekiz yüz elli yıl sonra bir kez daha ikrarına mı ÅŸahit olunuyordu? Vakıalar yukarıdaki bütün sorulara gönlümüzün çektiÄŸi gibi cevap vermemize yetecek kadar çok, günümüz Türkiye’sinde yapacağımız baÅŸlangıca canımızın istediÄŸi basamağı temin edecek ölçüde çeÅŸitlidir.
Mesele genç cumhuriyete kimin ağırlığını koyduğunu anlama niyetiyle sınıf çözümlemelerinde ne derecede isabet kaydedeceğimiz değildir. Mesele Cumhuriyet ilan edildiği sırada kimlerin suçluluk telaşı içinde kendilerine bazı konumlar seçtikleri ve öte yandan çiğ yemediği için karnı ağrımayan kimlerin bazı konumlarda gocunmadan, gocundurmadan bulunduklarıdır. Günümüz Türkiyeli bünyesinde Cumhuriyet ilan edilse de, edilmese de toplumdaki muteber konumları değişmeyecek olan zümreleri barındırmaktadır.
Egemen çevreler bu zümrelerden ibaret değildir. Onların arasında öyle fertler, kısmen öyle aileler vardır ki Cumhuriyet ilan edilmemiş olsaydı dünya nimetleri üzerine düşen ışığı görmelerine engel olan perdeyi aralamalarına ve hele aşmalarına imkan yoktu. 27 yıllık tek parti yönetimindeki buyurgan eğilim hakimiyetlerini cumhuriyet öncesinden taşıyıp gelenlere mahsustur. Cumhuriyetle birlikte, cumhuriyet sayesinde yer edinenler zaten uyanlardan, uyum gösterenlerden, uyarlananlardan ibaretti.
Demokratik uygulamaya adım atan Türkiye sınıf ve tabakaların tavrı bakımından tıpkı cumhuriyet kurulurkenki karmaşıklığı yaÅŸadı. Yüksek gelir grupları göz önüne alındığında muhafazakâr zümrelerin deÄŸiÅŸime direnen bir taraf teÅŸkil ettikleri, diÄŸer tarafta ise liberal bir atılımı baÅŸlatanların yer aldıkları söylenemez. Halk çoÄŸunluÄŸu tek parti yönetimine karşı çıkmıştır. Karşı çıkanlara öncülük edenler kısmen imtiyazlarını cumhuriyet öncesinden yeni rejime devredenlerdi; ama daha çok cumhuriyetle birlikte parlamış olanlar yeni bir dönüşümü ve karar mevkiine genç Türkiye’nin imkanlarıyla yetiÅŸmiÅŸ olanların getirilmesini gerekli ve yerinde buluyordu.
YirmiÅŸer yıl sosyalist ve İslâmcı taleplerin yükseldiÄŸi son kırk yıl boyunca yürütülmek istenen siyaset ile onu yürütecek sınıf ve tabakalar arasındaki iliÅŸki olduÄŸundan daha karmaşık hale geldi ve getirildi. Giderek bu karmaşıklığa bir de etnik boyut eklendi. Dolayısıyla yakın gelecekte Türkiye’nin sınırlarıyla oynanmaksızın bir ÅŸekil alması söz konusu olduÄŸunda hangi toplum tabakasının desteÄŸine baÅŸvurulacağı seksen yıl öncesinde olduÄŸu kadar meÅŸkuk. Geçen bunca zaman cumhuriyetin demokrat çocuÄŸunun doÄŸmasına elvermedi.
DoÄŸan bir çocuk ortalıkta oraya buraya koÅŸturuyor; ama cumhuriyet onu bir türlü üstüne kaydetmiyor. Hâlâ Birinci Dünya Savaşı’nın maÄŸlubu olmanın çaresizliÄŸini, ÅŸaÅŸkınlığını giderilebilmiÅŸ deÄŸiliz. Herkes birbirine “Kimin oÄŸlu bu? Kimin hesabına çalışıyor?” sorulan aracılığıyla yanaşıyor.
Milli Gazete
15/05/2003
kaynak: www.karakutu.com
Yorum yok “Cumhuriyetin Demokrat ÇocuÄŸu”
Yorum yap , fikrini payla?!