Neyse, ÅŸimdilik de olsa bitti, çok seviliyormuÅŸ, ama bana sorarsanız ‘Asmalı Konak’ çirkin bir yerdi. Bu kadar sevilmesi baÅŸlı başına bir mesele, çünkü bu, hikâyesi iyi, akıcı bir TV dizisinin sıradan popülerliÄŸinden fazla bir ÅŸeye iÅŸaret ediyor. Güce tapınmanın gündelikleÅŸmesine, aÅŸikârlaÅŸmasına, romantize edilmesine ve nihayet aklanmasına.
Jipli ağalar mevzuu başlı başına bir konu ve popüler kültürün sosyolojik okuması ötesinde politik okumasının yapılmasını çok önemsiyorum. Beni Asmalı Konak üzerine yazmaya zorlayan neden bu. Dizi üzerine politik bir okuma denemesi, bir gazete köşesini fazlasıyla aşan, uzun bir tartışma konusu, ama zaten aslında bu Asmalı Konak üzerine üçüncü yazım(1), diğer ikisi daha önce yazıldılar, ama aylık dergilerde çıkacakları için bu bir ilk ve özet olmak durumunda oldu. Yine de bu köşede yazmadan edemedim.
Evet, Asmalı Konak çirkin bir yerdi, her şeyden önce sınıf ilişkilerinin altının fazlasıyla çizildiği ve üstelik bunun gönül rahatlığıyla, tatlı, sorunsuz bir şeymiş gibi yapıldığı bir yer olduğu için, benim için fazlasıyla rahatsız ediciydi. Dahası, zaten var olan sınıfsallıkların ötesinde, fazlasının üretildiği ve demek ki özlendiği bir kurguydu. Hizmet görenle hizmet eden arasında bir Anadolu eşraf ailesinde var olanın ötesinde bir aristokrasi özlemi çok sırıtıyordu. Yanlış anlaşılmasın, mesele bunun diziyi gerçeklikten uzaklaştırması değil, hayal ürünü olmasında hiçbir sakınca yok ve olamaz. Sorun, neyin özleminin duyulduğu!
Abarttığımı mı düşünüyorsunuz, hiç değil, uzatmadan en çarpıcı, en rencide edici olanlardan bir örnek vereyim; evin oğlunun/ağasının bir hizmetçi kızdan olan çocuğu konusu. Ortada böyle bir durum varken, bir romantik evlilik, bir-iki hezeyan krizine rağmen devam ediyor. Çocuk babasının evinde yanaşma olarak büyüyor. En fazla, ağanın şehirli-duyarlı-kişilikli ve hatta asi karısı büyük bir kadirşinaslık yaparak çocuğa biraz alan açmaya çalışıyor. O da olmuyor, Anadolu hanımefendisi diye yere göğe konamayan, büyükanne, durumu asaletine yakıştıramıyor, sonuçta çocuk aile sofrasında oturamıyor. Bırakın bunları, hizmetçilere kahve buyurmaktan ve göz süzmekten yorulmayan büyükanne, gönül indirip de torununu kucağına oturtmuyor. Doğru kadından çocuğuna modern babalık yapmayı vazife bilen ağa, oğlunu kucaklayıp öpmüyor.
Aslında iÅŸin burası sınıfsallık meselesinin ötesinde incitici. Her yaÅŸtan, kesimden, eÄŸitimden kadının, kızın baÅŸlarını döndüren Seymen AÄŸa böyle bir adam. Gıptayla izlenen ‘tutkulu aÅŸk’ bu evde, bu adamla, bunlara fazla takılmayan bu kadınla, diÄŸer kadına, diÄŸer çocuÄŸa ve her ÅŸeye raÄŸmen yaÅŸanıyor. Demek ki, bir çift, rol kesen esmer göz, ‘her kesimden’ kadının gözünü gerçekten kör ediyor, bu da düşündürücü, ama belki iÅŸin aslı sadece esmer göz deÄŸil. Özcan Deniz’in tartışılmaz yakışıklılığı da deÄŸil, belki iÅŸin içinde jip, aÄŸalık tantanası, Amerika’da okumuÅŸluk, ÅŸarap markası bilirlik vardır, ne dersiniz?
Siz ne derseniz deyin, bana öyle geliyor ki, Asmalı Konak’ta karşılığını bulan, aslında sadece kadın-erkek iliÅŸkilerine iliÅŸkin bir ÅŸey veya bu iliÅŸkilere ilk bakışta yaÅŸanan deÄŸiÅŸim deÄŸil, hatta belki bu sadece bir sonuç. Kadınlar pısırık erkeklerden bezdikleri için Seyman AÄŸa’ya kilitlenmiÅŸ deÄŸiller, öyle olsaydı Tarzan filmleri de tekrar raÄŸbet bulurdu. Bu hiç de o kadar ‘temel içgüdü’ veya ‘incelmiÅŸ temel içgüdü’ olayı deÄŸil. Bu, politik bir savruluÅŸun yansımalarından biri; hayata, iktidar iliÅŸkilerine bakışın deÄŸiÅŸmesinin cinselliÄŸe, aÅŸka bakıştaki dışavurumu, hiyerarÅŸinin ve gücün sorgulanmaktan çıktığı bir dünya görüşünün hayata bakışımıza yansıması.
Kimse, ‘Ama o aÄŸlayan aÄŸa, hassas maço’ demeye kalkmasın, karşılıksız bir aÅŸkla hayatı ona kilitlenmiÅŸ bir kadına karşılık vermeden, aynı çatı altında yaÅŸamaktan tedirgin olmayan, çocuÄŸuna yanaÅŸma muamelesi yapan adamın aÄŸlaması, ‘kentli, eÄŸitimli kadınlar’ı etkileyebilir. Çünkü onların asıl vurulduÄŸu ‘iktidar’, çoÄŸunun geçmiÅŸlerinde ve belki hala karşı durduÄŸunu iddia veya vehmettikleri güç, iktidar, iktidarın her türü. Seymen AÄŸa üzerinden fark etmeden bunu itiraf ediyorlar. Hizmetçi mutsuz olmuÅŸ, çocuÄŸu yanaÅŸma gibi büyüyormuÅŸ kime ne?
(1) İlki önümüzdeki hafta, Post Express dergisinde, ikincisi farklı bir formatta ve imzasız yazdığım İstanbul Life dergisinin temmuz sayısında yayımlanacak.
Yorum yok “Asmalı Konak”
Yorum yap , fikrini payla?!