Albert Einstein Türkiyeye iş başvusurunda bulunmuştu

Cumhuriyet’in 83. yıldönümünü sadece kadınlara mahsus parkları, tarikat mensuplarının cüppelerini yahut kadın eli sıkmanın günah olup olmadığını tartışarak kutluyoruz.

İşte, Cumhuriyet rejiminin henüz on yaşında olduÄŸu günlerdeki Türkiye ile 83 yaşındaki Cumhuriyet Türkiyesi’nin farkı: Dünyanın gelmiÅŸ geçmiÅŸ en büyük dáhilerinden olan Alman fizikçi Albert Einstein, 17 Eylül 1933′te Ankara’ya, baÅŸbakanlığa gönderdiÄŸi ve “Sadık hizmetkárınız olmaktan ÅŸeref duyuyorum” sözlerinin yeraldığı mektubunda, Hitler’in iktidara gelmesinden sonra Almanya’da çalışmalarına imkán kalmayan deÄŸiÅŸik meslek gruplarından 40 bilim adamı için, Türkiye’den iÅŸ talebinde bulunuyor. Einstein’ın ricası Atatürk tarafından kabul edilmiÅŸ ve bu bilim adamlarının tamamı Türkiye’ye gelerek Üniversite Reformu’nda görev almışlardı.

TÜRKİYE, Cumhuriyet’in ilánının 83. yıldönümünü BaÄŸcılar Belediye BaÅŸkanı’nın sadece kadınlara mahsus bir park açmaya kalkışmasını, namazı cüppesiz kılan erkeÄŸin secde ánında arkasındaki safta namaz kılan erkeÄŸi tahrik edip etmediÄŸini yahut kadın eli sıkmanın günah olup olmadığını tartışarak idrak ediyor. Kutlu olsun!

Bugün, Türkiye’nin Cumhuriyet’in ilánından buyana geçen seneler boyunca nereye gitmesi gerekirken nerelere getirildiÄŸini göstermesi bakımından son derece önemli olan bir belgeyi yayınlıyorum: Dünyanın gelmiÅŸ geçmiÅŸ en büyük dáhilerinden kabul edilen Alman fizikçi Albert Einstein’ın, bundan 73 yıl önce Türk Hükümeti’ne gönderdiÄŸi ve önde gelen 40 Alman bilim adamına iÅŸ imkánı saÄŸlanması için yazdığı bir rica mektubunu…

Einstein’ın kim olduÄŸunu burada anlatmama gerek yok, zira hemen herkes bilir; dolayısıyla hemen konuya, yani dáhi bilim adamının mektubuna giriyorum. Almanya’da 1932 sonbaharında yapılan genel seçimleri, Adolf Hitler’in Nasyonal Sosyalist Partisi, yani Naziler kazandı ve Hitler, 1933′ün 30 Ocak günü baÅŸbakanlığa getirildi.

Naziler’in hedeflerinden biri, Yahudiler’in, öncelikle de Almanya’daki Yahudiler’in köklerinin kazınmasıydı. O tarihten birkaç sene önce baÅŸlamış olan Yahudi karşıtı hareketler Naziler’in iktidarı elde etmelerinden sonra daha da arttı ve çok sayıda Yahudi, Almanya’yı terketti. Ayrılma hazırlığı yapan Yahudiler arasında dünyanın önde gelen bilim adamları da vardı ve Albert Einstein da onlardan biriydi.

Berlin Üniversitesi’nde hocalık yapan ama kısa bir müddet sonra artık ders veremeyeceÄŸini farkeden Einstein, 1933 ilkbaharında Almanya’dan ayrıldı, Fransa’ya geçti ve Paris’teki “College de France”da hocalık etmeye baÅŸladı. Bu sırada, Nazi tehdidi altında bulunan Museviler’in himayesi maksadıyla “Yahudi Nüfusu Koruma Grupları BirliÄŸi” ismini taşıyan ve kısa adı “OSE” olan bir kurum oluÅŸturulmuÅŸtu. BirliÄŸin merkezi Paris’te idi ve ÅŸeref baÅŸkanlığına da Albert Einstein getirilmiÅŸti.

ELÇİYE ZEVAL OLMAZ

Albert Einstein, 1933′ün 17 Eylül’ünde Ankara’ya iÅŸte bu sıfatla, yani “OSE’nin ÅŸeref baÅŸkanı” olarak bir mektup gönderdi. Einstein, “Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu BaÅŸkanlığı”na, yani BaÅŸbakanlığa hitaben son derece nazik bir dille yazdığı mektubunda Almanya’daki bazı kanunlar dolayısıyla çok sayıda Alman bilim adamının mesleklerini icra edemez hále geldiklerini söylüyordu. Bilim adamlarının çalışabilecekleri bir ülke aradıklarını da anlatan Einstein, 40 kiÅŸilik bir uzman listesi hazırladıklarını yazıyor, bu kiÅŸilerin hiçbir karşılık beklemediklerini anlatıyor ve Türk Hükümeti’nin sözkonusu bilim adamlarını kabul etmesi halinde sadece insani bir faaliyette bulunmuÅŸ olmakla kalmayacağını, Türkiye’nin bu kabulden büyük kazanç saÄŸlayacağını da ifade ediyordu.

Einstein, ÅŸimdi BaÅŸbakanlığa baÄŸlı olan “Cumhuriyet ArÅŸivi”nde muhafaza edilen 17 Eylül 1933 tarihli mektubunu yazdığı sırada, baÅŸbakanlık makamında İsmet Bey (İnönü) vardı. Belgenin üzerinde yeralan ve İsmet İnönü’nün elyazısıyla olan nottan anlaşıldığına göre, İnönü, 9 Ekim günü mektubu “Maarif Vekáleti’ne”, yani Milli EÄŸitim Bakanlığı’na havale etti. Milli EÄŸitim Bakanı, o tarihte ReÅŸid Galip Bey idi.

Albert Einstein’ın mektubunun alt kısmında ve yan tarafında elyazısıyla üç madde halinde yazılmış bazı notlar bulunuyor. ReÅŸit Galip Bey’e ait olduÄŸunu zannettiÄŸim ve iÅŸlek olması dolayısıyla güçlükle okuyabildiÄŸim bu notlarda geçen “Teklif, mevzuat-ı kanuniyemizle …deÄŸildir”, “Bunları bugünkü ÅŸeráite (ÅŸartlara) göre kabule imkán yoktur” ÅŸeklindeki ifadelerden, teklifin bakanlık tarafından ilk aÅŸamada kabul edilmediÄŸi anlaşılıyor.

Ancak, Türkiye’nin bu tarihten hemen sonra 40′tan fazla Alman bilim adamını davet edip üniversitelerde görevlendirmesi ve Üniversite Reformu’nun da bu sırada yapılması, Milli EÄŸitim’in karşı çıktığı teklifin kabulünde çok daha yüksek bir makamın, yani bizzat Reisicumhur Mustafa Kemal’in devreye girmesinin etkili olduÄŸunu düşündürüyor. Bu konudaki bir diÄŸer kanıt da, Princeton Üniversitesi’nde 1949 yılında Einstein ile görüşen İstanbul Teknik Üniversitesi’nin emekli hocalarından Prof. Dr. Münir Ülgür’ün geçtiÄŸimiz hafta Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim Teknoloji Dergisi’ne yaptığı açıklama. Prof. Ülgür, açıklamasında Einstein’ın görüşme sırasında “Dünyanın en büyük liderine sahipsiniz. 1933′teki üniversite reformunuz sırasında beni de ülkenize davet etmiÅŸti” dediÄŸini naklediyor. Bu ifadeler, Alman bilim adamlarının Türkiye’ye doÄŸrudan doÄŸruya Atatürk’ün talimatıyla gelmiÅŸ olduklarını gösterir zannediyorum.

MESUT BEY BULDU

Albert Einstein’ın 73 seneden buyana arÅŸivimizde durmasına raÄŸmen kimselerin farketmediÄŸi bu mektubunu bulma ÅŸerefi, dostum Mesut Ilgım’a ait. Uzun seneler devam eden profesyonel yöneticilik faaliyetinden sonra emeklilik günlerini araÅŸtırmacılıkla geçiren Mesut Bey, ÅŸimdi Hitler’den kaçarak İstanbul’a gelen profesörlerden olan maliyeci Fritz Neumark’ın Türkiye günlerini anlattığı “BoÄŸaziçi’ne Sığınanlar” isimli eserini Almanca’dan Türkçe’ye çevirmekle meÅŸgul. Mesut Ilgım, Einstein’ın mektubunu daha önce de yayınlanan ama az sayıda basılan bu hatıralardan hareketle, geniÅŸ bir araÅŸtırma yapmaya baÅŸladığı sırada bulmuÅŸ. Mektubu ilk defa yayınlamama izin verdiÄŸi için kendisine çok teÅŸekkür ediyorum.

İşte, Cumhuriyet rejiminin henüz on yaşında olduÄŸu günlerdeki Türkiye ile 83 yaşındaki Cumhuriyet Türkiyesi’nin arasındaki fark… İlki, Einstein’ın dostları için iÅŸ talebinde bulunduÄŸu, büyük gelecek vaadeden genç bir devlet; diÄŸeri ise gündemini sadece kadınlara mahsus parkların, cüppeli namazların yahut kadın eli sıkmanın günah olup olmadığının tartışılır hále getirildiÄŸi bir ülke…

Einstein, Atatürk’ün davetini bir Türk bilim adamına açıklamıştı

ALBERT Einstein ile görüşen az sayıdaki Türk bilim adamlarından biri, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin elektrik-elektronik bölümünün emekli hocalarından olan Prof. Dr. Münir Ülgür idi. Profesör Ülgür, Einstein ile 1949 yılında, BirleÅŸik Amerika’daki Princeton Üniversitesi’nde biraraya gelmiÅŸti.

Prof. Münir Ülgür, Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim Teknoloji Dergisi’ne geçtiÄŸimiz günlerde verdiÄŸi mülákatta, Einstein’ın 1933 yılındaki Üniversite Reformu sırasında Atatürk tarafından Türkiye’ye davet edildiÄŸini söylediÄŸini anlatmıştı. Einstein, bundan 57 sene önceki görüşme sırasında Ülgür’e “Biliyor musunuz, dünyanın en büyük liderine sahipsiniz” demiÅŸ ve daveti kabul etmemesinin sebebini de “İmkánlar çok fazla olduÄŸu için burayı tercih ettim” sözleriyle açıklamıştı.

‘Ben, sadık hizmetkárınız

Prof. Albert Einstein’

“Ekselánsları,

‘OSE’ Dünya BirliÄŸi’nin ÅŸeref baÅŸkanı olarak, Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için baÅŸvuruda bulunmayı ekselánslarından rica ediyorum. Sözü edilen kiÅŸiler, Almanya’da hálen yürürlükte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler. ÇoÄŸu geniÅŸ tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kiÅŸiler, yeni bir ülkede yaÅŸadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler.

Ekselánslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda başvuru arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları, bir yıl müddetle, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde bir yıl boyunca hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler.

Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etme cüretini buluyorum.

Ekselánslarının sadık hizmetkárı olmaktan şeref duyan,

Prof. Albert Einstein”

kaynak: Sabah, Ekim 2006

Yorum yok “Albert Einstein Türkiyeye iÅŸ baÅŸvusurunda bulunmuÅŸtu”

Yorum yap , fikrini payla?!