Yeni başlayanlar için izahlı darbeler tarihi

Sizin de dikkatinizi çekti mi bilmem; son zamanlarda siyasi tartışmalarda, bir takvimin yapraklarını çevirir gibi konuşuyoruz.
Herkesin farklı bir takvim yaprağına atıf yaptığı bu konuşmaları, yakın tarihi bilmeyen birinin anlamasına imkân yok.

Örnek vereyim:
Manşetlerde askerin siyasi bir demeci mi var; ardından şöyle konuşmalar oluyor:
“- Ne dersin; yeni bir 28 Åžubat mı geliyor?
“- Bu sefer orada kalmaz, 12 Mart’a benzer.”
“- 12 Eylül’e kadar gider mi dersin?”
“- Yok, ama bunu da yapmazlarsa 27 Mayıs ihtimali belirir. Hatta 22 Åžubat ya da 21 Mayıs tekrarlanabilir.”
“- İyi de ortada bir 22 Temmuz realitesi var. 14 Mayıs kadar güçlü bir sonuç bu… Üstelik 27 Nisan’ın nelere yol açtığı da açık deÄŸil mi?”
“- Bekleyelim bakalım 30 AÄŸustos’ta ne olacak?”

Yukarıda zikredilen 10 tarihten birini bilmediniz mi tartışmayı izlemeniz zorlaşıyor.
Aslında bu tarihler, Türkiye’de askerin, yönetime müdahale biçimlerinin çeÅŸitliliÄŸini yansıtan takvimsel dönemeçler…
29 Ekim, 19 Mayıs, 23 Nisan, 10 Kasım kadar önemli kilometre taÅŸları…
Darbenin, geleneksel, modern, postmodern, sanal, sert, yumuÅŸak, sözlü, yazılı, silahlı hallerinin takvime baÄŸlanmış ÅŸekli…
Darbe geleneÄŸinin köklülüğünü kanıtlayan zengin bir dil sanki… artık birer tarihten çok birer yöntem anlamı taşıyorlar.
Nasıl her kültür kendi iklimine uygun şekilleniyorsa, nasıl Çincede pirinç, Fincede kar için çok sayıda farklı sözcük varsa, Türk takviminde de her biri farklı bir darbe türüne tekabül çeşit çeşit gün var.
Biz şu ya da bu tarihe atıf yapmakla ne tür bir müdahale biçimini kastettiğimizi, umut ettiğimizi ya da ondan endişe ettiğimizi belirtmiş
oluyoruz.

İyisi mi tarihe yeni baÅŸlayanlar için izahatlı bir “müdahale almanağı” yazalım, ki Genelkurmay açıklamalarını yorumlamaları kolaylaÅŸsın.

Yukarıdaki tarihlerin siyasi tercümesi şudur:
27 Mayıs (1960) derken, emir komuta zinciri içinde yapılmayan, komutanları da deviren bir dip dalgasını kastediyoruz.
22 Şubat (1962) ve 21 Mayıs (1963), bu dip dalgasının başarıya ulaşamamış biçimleridir.
12 Mart (1971), hükümeti “Gitmezsen gelirim” diye uyararak deviren muhtıra yöntemidir.
12 Eylül (1980), iktidara tam el koyma anlamı taşıyor.
28 Åžubat (1997), doÄŸrudan müdahale yerine sokakta tanklar yürüterek uygulanan bir baskı, yaygın tabiriyle bir “balans ayarı”ydı.
27 Nisan (2007) ise, Genelkurmay’ın internet ortamındaki ilk uyarısı olarak “e-muhtıra” diye tarihe geçti.

Bu tarihlere ve yöntemlere yakında yenileri eklenir mi?
Muhtemeldir.
Ama müdahalecilere gün seçimine dikkat etmelerini öneririm.
Takvimde fazla yer kalmadı çünkü…

Milliyet
18/08/2007

Yorum yok “Yeni baÅŸlayanlar için izahlı darbeler tarihi”

Yorum yap , fikrini payla?!