Bir eleştiri aldım, yakın bir arkadaşımdan. “Karamsarlığın yazılarını ‘zevkle’ okumayı dışlıyor. Ben senin kadar karamsar değilim; zaten sen de karamsar değilsin de, faşizm üzerine yazdıkların uyarıcıdan öte korkutucu. Türkiye’de de, özlediğimiz karşılaştırmalı, geniş açılı bakışa yaklaşımlar oluyor zaman zaman. Kürt deyince İrlanda ya da Bask örnekleri konuşuluyor artık. Başka yerlerde benzer sorunlar olabileceği, bunların çeşitli yollardan çözülebileceği, istediğimizden yavaş bile olsa konuşulabiliyor.”
Galiba üç kademeli bir yanıtım var. İlki şu : belki karamsar değil kızgın demek
daha doğru olur(du). Bunu daha kolay kabul ederim. Evet, son iki-üç yılın olayları karşısında, herhalde çok birikmiş, acı ve soğuk bir öfkenin içinden yazıyorum. [b]Uzun süre seyrettik, ulusalcılığın yükselişini. Asla spontanebir milliyetçi dalga değildi bu; son üç yılı bir bütün olarak gözden geçirdiğimizde, derin devletin psikolojik harekât birimlerinde tezgâhlanmış bir senaryonun adım adım sahneye konduğunu görebiliyoruz. Bu koreografi, en üst düzeyde, darbeci zihniyettekilerin anayasal sınırları da, parlamentonun üstünlüğünü de tanımaksızın, doğrudan siyaset arenasına inerek adetâ haftalık demeçlerle hükümetten farklı bir “millî çizgi” formüle etmesinden, sözümona cumhuriyetçilik ve laiklik kisvesi altında (a) diktatörlüğe yatkın, hukuk ve ahlâk normlarından kopmuş bir manevî evren; (b) neo-nasyonalist, faşizan bir kitle hareketi; (c) özellikle taşrada yeni fedai çevreleri yaratılmasına kadar uzandı. Hrant Dink’in canını aldı; Anayasa Mahkemesini dahi göz göre göre siyasete âlet etti; ancak 22 Temmuz seçimlerine toslayıp biraz duraladı. Ne ki, şimdi bile hem Kürt sorununu yeniden militarize etme çabasını, hem Şemdinli üzerinden toplumsal vicdana meydan okumayı sürdürüyor. Ne kadar korkunç bir dönem yaşadığımızın tam farkında mıyız acaba ? Ben de bunun karşısında, ulusalcılığın evrensel çerçeve ve parametrelerini: Faşizm ve Nazizm ile ne kadar örtüştüğünü hatırlatmak; Türkiye’yi nereye getirmek istediğini (kısmen de getirdiğini) sergilemek istiyorum.
İkincisi, “Weimar Türkiyesi” metaforu, zaten bir kaderi değil, iki olasılığı ifade ediyor.
Bir bıçak sırtı : demokrasi gelişebilir, ama tersyüz de olabilir. Bence tersyüz olması tehlikesi ciddi. Geçen iki yılda daha ciddiydi belki, ama hâlâ ciddi. Zira örneğin AB olumsuz; Sarkozy’nin, Merkel’in, Papadopulos’un benmerkezci dargörüşlülüğü, demokratikleşmenin Avrupa özendiricisini yokediyor. Diyeceksiniz ki, AB’yi yazmıyorsun. Doğru, ama Avrupa faktörü de dahil, Türkiye’nin kültürel hallerini yazıyorum.
Üçüncüsü ve bence en önemlisi de bu zaten : kültür, siyasal kültür, kamusal kültür, medya kültürü sorunları. Salt siyasal kertede, evet, bazı olumlu belirtiler var. Cumhurbaşkanı ile AKP ve hükümet önderleri, DTP’nin kapatılması dâvâsına karşı çıktı. Keza, son Kuzey Irak krizinin çok üzerinde durulmayan bir paradoksu, hükümetin ilginç manevralarla Kürt meselesini askerlerin elinden alması oldu. Başka örnekler de, AKP’nin bir ara Menderes’i ve Demokrat Parti’yi andıran zafer sarhoşluğundan kısmen ayıldığına, 2002-2004 yıllarının reform atılımının sürebileceğine işaret ediyor.
Ne ki, bir de kültür diye muazzam bir sorun var. Son otuz yılın eğitim felâketi,
Milliyetçi Cephe ile başladı, 12 Eylül rejimiyle derinleşti. Son iki-üç yılın ulusalcı tırmanışı, bunun üzerine bindi ve çok kötü bir siyasal kültür yarattı. Açıkçası, kentli orta ve yukarı-orta sınıfları ifsâd etti, evrensel insanlık değerlerinden kopardı, faşistleştirdi, (Etyen Mahcupyan’ın deyimiyle) “ulusal cinnet”e itti. Bir düşünün : bu ülke, biricik Nobel’ini bile kutlayamadı; Orhan Pamuk’un değersiz, İsveç’in ise güya soykırımcı olduğuna “ikna” edildi. Ben sıkıldım, onyıllar boyu siyasal iyimser olmaktan. “Diktatörlüğün manevî evreni” dediğim bu kültür değişmedikçe, siyasî olumluluklar hep çok sınırlı kalacak. Onun için, yeni bir demokratik kültür birikimi uğruna, siyasetin kültürel arkaplanlarını deşmeye çalışıyorum.
Kaynaj: Taraf, Aralık 2007
Kaynak: www.kuyerel.com
Yorum yok “Siyasal iyimserlik, kültürel kötümserlik”
Yorum yap , fikrini payla?!