Dünya görüşleri asırların potasında kaynaşır. Bütün sanat ve fikir eserlerine ilham kaynağı olur. Bizim bütün, aşılmaz, ebedi bir dünya görüşümüz vardı. İnsanın bütününü kucaklıyordu İslam. Batı’nın dünya görüşleri ise birer sınıfın dünya görüsüydü. Yani birer ideoloji idi. Hristiyanlık bize tesir etmedi. Liberalizm Machievelli’nin “gaye vasıtaları meÅŸru kılar” görüşünde billurlaÅŸmıştı. Ona da yabancı kaldık. Bütünden rastgele parçalar iktibas ettik. Nihayet sosyalizme karşı tamamen aciz kaldık. Sosyalizm Batı’nın son buluÅŸu idi. Bütün beÅŸeriyeti baÄŸrına basacak bir ümitler bütünü idi.
Kendisine tarih olarak ecdada hakaret öğretilmiÅŸ, badbaht ve hafızasız bir neslin sosyalizme teslim olmaması beklenemezdi. Ruh anomisi içinde olan gençlik, harabeler içinde doÄŸdu. Nereye gidecekti? Ali Suavi’den Ziya Gökalp’e kadar hepsi Osmanlı’yı silmek istedi. 700 yıl zaferden zafere koÅŸan ve insana haysiyeti öğreten bir medeniyeti, bir barbarlar medeniyeti olarak görmeye baÅŸladık. Maziye hürmet, irticaların en büyüğü olarak takdim edildi. Babalarımız budala idi, dedelerimiz mecnun. Avrupa’nın bize sunduÄŸu yalanlar, içtimai hayatımıza intibak etmeyecek olan yalanlardı. Aslımızdan kopmuÅŸ, periÅŸan ve muzdarip bir kitle idik. Sosyalizm, AvrupalılaÅŸma’nın son perdesidir. Sosyalizm zehri, büsbütün faydasız olmadı. Batı düşüncesi yekpare bir bütün deÄŸildi. Bati ideolojileri birer yalandı. Hiçbir hakikat kendi insanımız tarafından söylenince itibar kazanmaz. Ama sosyalizmle anladık ki içtimai ilimlerde coÄŸrafya ve tarihi kucaklayan bir doÄŸruluk yoktur. İçtimai bir sınıfın meÅŸruluÄŸunu isbat için tarih sahnesine çıkmış yalanlardır içtimai ilimler. Sosyalizm bize bu yalanları isbat ve şüphe ile hareket etmemiz gerektiÄŸini telkin etmiÅŸtir. Ama çok sinirli kalmıştır bu uyanış. Avrupa karşısında aÅŸağılık duygusu duyan geniÅŸ gençlik, kendini yine de kapıp koyuverdi. Bugünkü Avrupa Medeniyeti kendine aşıktır. Avrupa’dan gelen her düşünceye karşı büyük bir şüphe ile bakmak ve kendi irfan hazinelerimize dönmek mecburiyetinde idik. Avrupa’nın son taarruzu birçok gençleri bizden kopardı. Ama bu gençler hakikati bütünüyle gördükleri gün bizden olacaktır.
Â
Bati ruh yapımıza kendi mefhumlarını zerkediyor. Bu yüzden idrakimiz mefluç hale geliyor. Kavgayı önce kelimeler dünyasında kazanmak mecburiyetindeyiz. Avrupa’nın ÅŸuurumuzu felce uÄŸrattığı kelimelerden ikisi de kültür ve medeniyettir. “ÇaÄŸdaÅŸ uygarlık düzeyinin” dışında bazı hakikatler olabileceÄŸini idrak edemedik. İkinci MeÅŸrutiyete kadar kültür kelimesi yok bizde. Nasıl olur? Kültürü karşılayacak kelimemiz yok mu? Kültür tek başına bir Babil kulesidir. Balıkçılık, ziraat, mikrop üretimi, vs 161 manası var. 161 manası olan kelimenin hiçbir manası yoktur.
Â
1-) 1930′a kadar Fransa irfan manasına kullanır. Alman Herder’den itibaren çeÅŸitli manalar veriyorlar. Kemalat-i beÅŸeriyeyi tamamlayan herÅŸey. Ferdiyeti ÅŸahsiyete çeviren herÅŸey. Osmanlı’da bunun ismi irfandır. Batı, billur bir avizeyi kırar ve toz halinde bize sunar.
2-) Antropolog ve etnologların kelimeye kazandırdıkları mana, maddi medeniyet-manevi medeniyet. Bu manada kültür-medeniyet.
Â
Avrupa bizi de kendi kesretine düşürmek için bu kelimeleri ihraç ediyor. Büyük kaamuslarda, mesela Webster’de kültür-medeniyet. Braudel de aynı ÅŸekilde. İtalyan ansiklopedisine yazdığı medeniyet maddesinde Braudel iki kelimenin aynılığı üzerinde durur. Kültür bir milleti millet yapan herÅŸeydir. Yani dünya görüsüdür.
İkincisi ise bir medeniyetin tabiatı dizginlemek için kullandığı her türlü vasıtadır.
Bu iki kelimeyi neden soktu intelijensiyamiz? Kurt, dumanlı havayı sever. Intelijensiyamiz kendi dünyasından kopmuştu. Bir kazazededir. Sığınacağı hiçbir ada yoktur. Kendi medeniyetini inkar ettikten sonra, ölü medeniyetlerden kendine ecdad arar. Cami avlusunda bulunmuş bir çocuktur. Kültürü almıştır, irfanı atmıştır. Medeniyeti almıştır, ümranı atmak için. Çünkü irfanını ve ümranı bilmez.
Â
Kültür cumhuriyetin armağanıdır. Daha önce hars vardır. Cumhuriyet kelimelerin kökünü arar. Halbuki kelimeler köklerinden uzaklaştıkları ölçüde mücerreti ifade ederler. Kelimeleri tarih yoğurur. Türk entelijensiyasının sefaletini bu kelime sergiler. Ondan sonra ekin karşılığını bulurlar. Topraktan deve dikeni çıkarır.
Â
Halbuki arif, maruf, tarif bütün aile efradıyla bize girmiÅŸ olan bir irfan kelimesi vardır. Tam bir kültür hercümerci içindeyiz. Bu hercümercin ilk sebebi kültür kelimesini almamızla baÅŸladı. İngilizler’in dediÄŸi gibi: “Ahmak doÄŸan, ahmak ölür!” Kültürün iki manası aynı metinde iki farklı manada kullanılıyor. Rüyadaki ÅŸekiller gibi. Bakıyorsunuz melek, bakıyorsunuz hayalet.
Â
EÄŸer kültür irfansa, emperyalizmin silahı irfan deÄŸildir. İrfan kendini tanımaktır, ÅŸuurlanmaktır. Hiçbir emperyalizm irfanıyla istila etmez. Biz ki Yunan’dan mantığı almışız, insanı insan yapan bütün deÄŸerlere açığız. Ama hiçbir emperyalizm Descartes ile Shakespeare’le gelmez. İrfan emperyalizmi olmaz. Avrupa, Hind’de de, Çin’de de, Osmanlı’da da habis programını baÅŸarı ile oynamıştır. Bu, irfanımız olmadığına bizi inandırmaktır. İrfanı olan bir ülke bütün irfanlara açıktır. Kültürün emperyalizmi olmaz. Kültür insanidir, insanın has bahçesidir. Kültür, bir hayat üslubu olarak tarif edilmektedir.
Â
Kelimeleri mikrop kapar gibi kapıyoruz. BeÅŸeri kemalle, emperyalizm nasıl baÄŸdaÅŸabilir? Kültür emperyalizmi Batı’da yeni doÄŸmuÅŸ bir cenindir, hilkat garibesidir. Az geliÅŸmiÅŸ ülkelere ihraç eder Avrupa bu kelimeleri. Avrupa’nın ciddi kamuslarında yer almaz. Batı dillerinde medeniyet kelimesi 18. yy’a kadar yoktur. Civil, civilis vardır. Kültür de aynı asırda arz-i endam eder. Culturel hem culture’ün hem medeniyetin (civilisation) sıfatıdır. Hakikatte medeniyetin sıfatıdır. Medeniyet Batı’nın istilalarıdır, Batı’nın kendisidir. Civilisation vardır=Batınınki, diÄŸerleri civilisation’lardır. Gerçek örnek Batı’nınkidir. DiÄŸerleri onun karikatürleÅŸmiÅŸ ÅŸekilleridir. Çin Medeniyeti veya İslam Medeniyetidir.
Â
Medeniyet su gibi bulunduÄŸu kabin ÅŸeklini alır. Bir hayat üslubu manasına da kullanılır. Giyinme, oturma, yemek, içmek gibi Batı’nın kendine mahsus tavırlarının otoriter bir yoldan kabul edilmesidir. Batı bize ve kendisinden olmayan bütün ülkelere kendi hayat tarzını empoze eder. Kültür emperyalizmi asıl budur.
Â
Osmanlı’nın emperyalizminden söz edilir. Osmanlı maddi ve manevi bütün hazinelerini insanlara götürür. Emperyalizmin de iki manası var. Avrupa’nın kelimeleri de kendisi gibi iki yüzlüdür. Avrupa “Empire Ottoman” der. GeniÅŸ ülkelere yayılan nüfuzlu, büyük devletler empire’dir. Lénine tarafından milletler arası dil alanına atılmış bir kelime:emperyalizm, kapitalizmin son merhalesidir. Kapitalizmin ideolojisi liberalizmdir. Kapitalizm iktisadi bir terimdir. Kâr esasına dayanan bir dünya istihsal ÅŸeklidir. Kapitalizm belli bir merhalede mutad olan yolları terk eder. Sermaye belli ellerde toplanacaktır. Pazarların paylaşılmış olması kapitalist ülkeleri savaÅŸa itecektir. Monopollerin, tröstlerin olduÄŸu bir dünyada “Bırak yapsın, bırak geçsin” bir hatıradan ibarettir. Kendi çıkarlarından baÅŸka birÅŸey düşünmeyen bir dünyanın kana, baruta, savaÅŸa, atom bombasına baÅŸvurmasıdır. Osmanlı İmparatorluÄŸu deyince bir iltibasa yol açmaktadır. Osmanlı Devleti, Devlet-i Aliyye’dir ve imparatorluk deÄŸildir. Bu devleti zorla imparatorluktur, emperyalisttir diye takdim etmek ya büyük bir cehaletin, yahut da bir ihanetin sonucudur.
Â
Namık Kemal medeniyetten, her yerde doÄŸruluÄŸu sabit olmuÅŸ hakaik-i ilmiyeyi anlar. Poker ve dans deÄŸildir medeniyet. Batı medeniyeti bir pisliktir. Ancak bir kataklizmle temizlenir. İlim ki beÅŸeridir, onları almak deÄŸil, Avrupa’dan istirdat etmek suretiyle geri alacağız. Avrupa taarruzlarında baÅŸarılıdır. Ya öleceÄŸiz, ya yok olacağız.
Â
SORU: Türkçülük Ziya Gökalp’ten ilham almaktadır.
Â
CEMIL MERIÇ: Önce Ali Suavi’den baÅŸlayalım. Ali Suavi bir çöküş devrinde yaşıyordu. Hayatının on yılı Paris ve Londra’da bütün zararlı ideolojilere açık olarak geçti. Batı ideolojilerine karşı son derece hazırlıksızdı. Ziya Gökalp’e gelince, o da bir tesettüt devrinin adamıdır. Bütün deÄŸerlerin çökmeye yüz tuttuÄŸu, toprakta enkazdan baÅŸka pek az ÅŸeyin kaldığı bir devirde yaÅŸadı. Heyd’in kitabı tek kitaptır. Gökalp samimidir, ciddidir, dürüsttür. Belki yasadığı devirde ondan çok daha bilgili insanlar vardı. Gökalp’in onlardan farkı iÅŸi ciddiye almış olmasıdır…O devirde AkçuroÄŸlu, AÄŸaoÄŸlu, Hüseyinzade gibi insanlarla milliyetçiliÄŸi kurmuÅŸ olması feyizli meyvalar vermiÅŸtir. Osmanlı ülkesinin yandığı bir devirde uzun araÅŸtırmalara vakti yoktu. Yangını söndürmeliydi.
Â
Fikir adamlarını ya putlaÅŸtırarak alırız, ya da ilmin tarafsız, hürmetkar davranışıyla. Gökalp’in en büyük hatası hars’i kültürün yerine ikame etmesi deÄŸildir. Gökalp 48 yaşında öldü, o zaman yaÅŸasaydık belki aynı hataları yapmaya biz de memur olurduk. İnsanlar mukaddes deÄŸildir. Osmanlı İslam-Türk’tür. Biz de İslam-Türk’üz. Gökalp de Osmanlı idi. Osmanlı’dan önce büyük bir tarih vardır. Fakat bu tarih Osmanlı’ya ilave edilir, bu tarihin hatırı için Osmanlı tarihten çıkarılmaz. Osmanlı’dan önceki Türk’e dikkat çekmesi bakımından hürmete ÅŸayandır. Elbette Milliyetçilikten baÅŸka kurtuluÅŸ yolu yoktur. Milliyetçilik tarih demektir, kendisini bilmek demektir.
Â
Alman tarih felsefecileri kültürle medeniyeti ayırır. Danilevsky “Avrupa ve Rusya”da her ülkenin kendine göre bir kültürü olduÄŸunu ileri sürer. Kültürler milletin ruhunda yaÅŸayan bilgiler, inançlar ve bedii telakkilerdir. Kültürler tarih sahnesine çıktıktan sonra 1000-2000 yıl yaÅŸarlar. GerçekleÅŸtirecekleri mefkureyi gerçekleÅŸtirdikten sonra medeniyet olurlar.Spengler, Toynbee aynı görüşü geliÅŸtirirler. Kültür canlıdır, olmakta olan, oluÅŸ haline geldikten sonra taÅŸlaşır. Fransız İhtilali’nden sonra Fransız kültürü medeniyetleÅŸir. Medeniyetler megalopolislerde (Londra’da, Paris’te, New York’ta) ölümlerini beklemektedirler.
Â
Don KiÅŸot kültürdür, Sanso Panso medeniyettir. Don KiÅŸot çöken bir devri kılıcı ile yaratabileceÄŸine inanir. KalıplaÅŸmayan, katılaÅŸmayan, hayal için yaÅŸayan tam bir spontaneité (kendiliÄŸindenlik) örneÄŸidir.Sanso, 2 x 2 = 4′ten baÅŸka inancı olmayanın bir timsalidir. Türkler Selçuk ve Osmanlı’ya kadar kültür merhalelerini yaÅŸarlar. Aynı aÄŸaç Osmanlı’ya kadar çiçektir, Osmanlı’da meyva verir.
Â
Ziya Gökalp bütün fikir adamları gibi birçok hataları olan bir fanidir. Hataların ülkenin her sınırından girdiği bir devirde yaşıyordu. Her ideolog gibi bir devrin hatalarını ve sevaplarını aksettirir.
Â
SORU: Cumhuriyet aydınlarının hepsi hain miydi?
Â
CEMIL MERIÇ: Elbette BatılılaÅŸan aydının karşısına kendi insanimiz da çıkacaktır. Ama kokladığımız hava bütün mesamatımıza doluyor. Necip Fazıl Avrupa’nın yalanlarından kopmuÅŸtur. A. Hamdi Bey (Tanpınar) BatılılaÅŸan DoÄŸu’dur. DoÄŸulu zevkleri olan bir Batılıdır, bir müsteÅŸriktir. Kemal Tahir Batı’nın yalanlarını anladıktan sonra, onu sonuna kadar yaÅŸadıktan sonra kendi asliyetine dönmüştür. Batı zehirini içip, kusmuÅŸtur. Kemal Tahir de, Necip Fazıl da BatılılaÅŸmışlardır, fakat BatılılaÅŸtıktan sonra kendileri olmuÅŸlardır.
Â
SORU: Gökalp’in Osmanlı tarihine yabancı kalışı bir hatadır. Bizi Osmanlı’dan bugün de ayıranlar kimler?
CEMIL MERIÇ: Türk, İslamlaştıktan sonra medenileşmiştir. Osmanlı öncesi Türk tarihi çocukluk ve delikanlılık tarihidir. Osmanlı olgunluktur. Dedemizi tarihten söküp atmak isteyenler mesumdur. Türk tarihi bir bütündür. Gençlik çağını atmak için bir sebep yoktur.
SORU: Türklerin İslamlaÅŸtıktan sonra AraplaÅŸtığını söylüyorlar. İslam’a Arap kültürü nazarıyla bakılıyor.
Â
CEMIL MERIÇ: Akıl hastanelerinde tetkiki gerekir.
Â
SORU: Osmanlı’nın iÅŸgal ettiÄŸi topraklardaki manevi hakimiyeti de son buluyor.
Â
CEMIL MERIÇ: Osmanlı’yı biz yaÅŸamıyoruz. Macaristan’da niye yaÅŸasın? Roma nerede, Babil ne oldu? Medeniyetler ölürler, ancak ÅŸekil deÄŸiÅŸtirerek yeniden doÄŸabilirler. Medeniyetler fanidir. İbn Haldun’dan Toynbee’ye kadar. Toynbee yalnız Hristiyanlığı istisna eder ve Hristiyanları kiliseye duaya çağırır. Osmanlı insanlık için bir yüzakıdır. Tarihin en ÅŸerefli bir safhasıdır. Osmanlı taklid edilemeyecek kadar büyüktür. Bugün Avrupa çöküş halindedir, biz orada bir medeniyetin rüyasını yaşıyoruz. Avrupa ilahinin yerine beÅŸeriyi, beÅŸerinin yerine maddiyi geçirdiÄŸi için yıkılış içindedir. Biz bir yangını taklid etmek istiyoruz.
NOT: “Sosyoloji Notları” eserinden alıntılanmıştır.Söz konusu  eser Cemil Meriç’in 1965’den 1969’a kadar Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri ile yaptığı derslerle, 1974 sonrası verdiÄŸi bazı konferansların notlarından oluÅŸmaktadır.
kaynak: http://www.cemilmeric.net/arsiv/meric4/eserleri/sosyolojinotlari/kulturvemedeniyet.htm
Yorum yok “Kültür ve Medeniyet”
Yorum yap , fikrini payla?!